
Bir otel odasının uzun bir ömrün karşılığı olacağını kim bilebilir?
Hüzünlü bir yol öyküsüyle sizi tanıştırmak istediğimiz Anar Rızayev, Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı'nın modern hikâyedeki en büyük ismi. Dünyaya şair bir anne babanın çocuğu olarak gözlerini açmış.
Babası Resul Rıza, Azerbaycan'ın en tanınmış şairlerinden. Kendisi de şiir formunun yoğunluğunu iyi bir tür olarak benimsemekle birlikte sonunda düzyazıda karar kılmış. Ayrıca, yazdığı öykü, roman, dram ve senaryoların yanı sıra Shakespeare çevirileri yapmış. Dede Korkut destanlarının çoğu zaman fantastiğe çalan dünyasına iyiden iyiye sokulmuş. Belki de bir "masal ve efsane anlatıcısı".
Şuşa’da başlayıp, bir Ankara-İstanbul otobüsüyle Sıraselviler'de garip bir
|
otel odasına uzanan bu uzunöykü, Kerim'in bireysel trajedisinin hikâyesi; gençliğinde parti ile Dede Korkut arasında bocalayan, zamanında Azerbaycan ve Sovyetler Birliği'nde pantürkistlik, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra iş aramaya geldiği bir İstanbul üniversitesinde ise komünistlikle suçlanan Kerim'in trajik sonu,
aslında bütün insanlığın ortak sonuna işaret ediyor. Hepsi hepsi bir otel odası, her biri kalp sancıları arasında gelen bir anılar dizisi. Hayat çizginiz bundan ibaret.
Bir insan öldüğünde dünya mı onu kaybeder, yoksa o mu dünyayı; hiçbir şeye (ne sosyalizm, ne din, ne şeytan) tam inancı kalmamış bir insanın, hayatın sürekli incittiği, zaman ve mekânın uyumsuz karmaşasında debelenip duran modern çağ insanının dramını yansıtan bu uzun öykünün acı tadı da böyle bir şey; insana dair bir iç acıması. .....
|
Michael Ignatieff Sanal Savaş
Hep birlikte yaşadık; hani denir ya, cümbür cemaat. Uluslararası kanallardaki haberlerin simultane çevirisinin irkiltici soğukluğuyla oturma odalarımıza kadar giren bu son savaş, yani Kosova savaşı ilk bakışta gerçekten savaşa benziyor ve her şey de buna işaret ediyordu. Hava saldırılarında ölen siviller ve askerler ile Sırp polisi ve paramiliter güçlerinin öldürdüğü
Kosovalı Arnavutların gözünde, doğal olarak bir savaşta yaşanabilecek kadar gerçek ve dehşet yüklüydü.
Oysa NATO ülkelerinin yurttaşlarının bakışıyla sadece sanal bir savaştı. Bu savaşa nefer olarak değil, seyirci olarak katılmışlardı. Savaş, yani estetize edilmiş bu dehşet tablosu, bir gösteriydi: Bir yandan yoğun duygular uyandırırken, öbür yandan bu duygular spor karşılaşmalarındaki gibi yüzeyseldi. İlginin boyutu bir futbol
|