Shakespeare'in Kadını

Çevirmen: Emrah Çakmak
Orijinal Dili: İngilizce
Orijinal Adı: Dark Lady
ISBN: 9789753166294
Sayfa: 344
Ebat: 13,5 X 19,5
Cilt: Ciltsiz
Kağıt: 1. Hamur
Basım Tarihi: 01.07.2000
  
  
  

 

Michael Baldwin, sonelerin karanlığa gömdüğü bu adı sanı bilinmez kadının izini sürerek, Dark Lady'nin Emilia Lanier olduğunda karar kılıyor. Sonra da insanlığın çağlar boyunca baş edemediği aşk ve entrika yumağının mükemmel bir modelini, tarihsel kurgu ile vahşi fanteziyi ustaca birleştirerek kurmayı başarıyor. Hem müzmin bakire, hem de uzun ömürlü ve huysuz kraliçe Elizabeth; onu sadık mabeyncisi, saraydaki mevkiini kullanarak, Dark Lady'yi kendi malı sayan ihtiyar hin Lord Chamberlain Hundson; lordun bebeğini karnında taşıyan, ama bir türlü zapt edemediği o gizemli Emilia Bassano; aslında hiç doğmaması gereken bir çocuğun nesebi kuşkulu kalmasın diye ona kocalık yapmaya layık görülen Fransız viyolcü Alfonso Lanier; ünlü şair Chritopher Marlowe ile Southampton Dükü$$ eh bir de, böyle bir kadın için yanıp tutuşma bahtsızlığına uğramış, uğruna nice soneler yazarak adını çağlara kazıdığı halde taptığı o kadının cilveleriyle baş edemeyen, yirmi sekiz yaşındaki aciz bir şair. Bu şairin adı Üstat Shakespeare dahi olsa, tarihin bu labirentinden ne gibi tutkular ve entrikalar doğacağını bütün keşmekeşi ve esrarı içinde kim tasavvur edebilir ki? Duyduk duymadık demeyin. O altıncı yüzyıl İngilteresinin renkli dünyasından muhteşem bir aşk hikayesi satan bir eski zaman kumpanyası geçiyor ortanızdan.Shakespeare'in Kadını'nın kahramanı, Emilia Bassano. Sonelerdeki o ünlü esmer kadının, Emilia Bassano olduğu iddiası üzerine kurulu bir hikaye karşımızdaki. Bu, ünlü tarihçi A.L Rowse'un iddiasıydı. Siz bu iddiaya katılıyor musunuz? Bir kere Rowse'un düşüncesi çok zarif bir düşünce. Emilia'nın, Rowse editörlüğünde yayımlanan şiirleri, Shakespeare'in sonelerinin -atıf ve yayın serüveni de dahil olmak üzere- bilinmezlerle dolu tarihine, bu konuda bugüne kadar yapılan tüm çalışmalardan daha ciddi bir biçimde ışık tutmuştur. Rowse, Simon Foreman'in kitabını çevirirken ufak bir hata yaptı; düşmanları da bu hatanın üzerinde durur, bu zayıf noktaya saldırır. Ama ben, İtalyan kökenli Emilia'nın esmer olduğunu, Simon Foreman olmadan da kestirebileceğimizi düşünüyorum. Yani Rowse'la aynı fikirdesiniz. Evet, Rowse'la aynı fikirdeyim.Sevgili dostum, tutucu olmasa da benim gibi bir Shakespeare'ci olan Ted Hughes da aynı kanıda.Biz hepimiz, Shakespeare'in büyük aşkının bu kadın olduğunu düşünüyoruz: başta çok sevdiği ama zamanla nefret ettiği o esmer kadın. William Shakespeare'ın hayatına heyacan katan yasak aşk bu,çünkü Shakespeare, Emilia Bassano'yla birlikteyken hem Emilia hem de Shakespeare evliydi. Hamlet ve Othello çıldırdığı zamanlarda, Shakespeare kadınların riyakarlığı üzerine yazarken, hep Emilia'yı düşünüyordu. Kral Lear cinsel iştahsızlığını gözler önüne seren o uzun konuşmasına başladığında, Shakespeare'in aklında, hem kendine hem de genç patronu Southampton Dükü'ne bulaştırılmış olan o zührevi hastalık vardı. İkisi birden, şifa bulmak için Bath'e doğru yola koyulur. Şair bu yolla Emilia'nın her ikisiyle de yattığını anlar; hem efendiyle hem de uşakla aynı yatağı paylaşmıştır Emilia. ( Kitabın çevirmeni Emrah Çakmak'ın yazar Micheal Baldwin'le Röportajı, Radikal, 02.08.2000) Shakespeare'in sone tarzının altın çağını yaşadığı bir zamanda yayınlanan soneleri, bir aşk iskeletini karşımıza çıkarır. Şairin patronu olan soylu bir beyefendi, aynı patronla çalışan bir rakip şair ve bir de şu ünlü esmer kadın vardır ve şairimiz bu kadına aşıktır, ama zamanla (belki de hastalığı yüzünden) ondan nefret edecektir. Baldwin bu hikayeyi temel alarak ve tarihsel kurguyu vahşi fanteziyle birleştirerek eğlenceli bir roman yazmış. Baldwin romanın alt başlığını Bir Shakespeare Romanı olarak seçmiş ve bunun sebebi, bu romana Shakespeare'in esmer kadın sonelerinin Emilia için yazıldığı görüşünün esin kaynağı olması. Baldwin'in mükemmel dili, kitap boyunca karşımıza çıkan Shakespearevari çağrışımlar, oyunların yankıları ve sonelere yapılan göndermeler gerçekten çok etkileyici. Baldwin birçok tarihsel romanın başına bela olan dil ve zaman birliği sorununa özgün bir çözüm bulmuş.