Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda


Ayna Korkusu

Dert Yorumcusu

Nadia'ya Sözüm Var

Shakespeare'in Kadını

Ufkun Öte Yanı

Sıraselviler'de Bir Otel Odası

Duygu Sapması

Einstein Ve Tam Güneş Tutulması

Foucault Ve Kaçıklık Kuramı

Baudrillard Ve Milenyum

Derrida Ve Tarihin Sonu

Nietzsche Ve Postmodernizim

Şuşa'ya Sis Çöktü

Yaşar Kemal : Bir Geçiş Dönemi Romancısı

Petros Amca Ve Goldbach Sanısı

20. Yüzyılın Yalnızı: Fernando Pessoa

Yüz : 1981

Salaheddin'in Kitabı

Taşkadın

Küçük Sırlar

Casanova'nın Aşk Mönüsü

Sök Al Bu Kalbi

İnci Gibi Dişler

Afrika Rüyası

Dünya İşleri

Muhteşem Senyora

Kaderimin Efendisi

Yatak Odasında Terör - Marquis de Sade

Ankara-İstanbul Karatreni

Sex And The City

Yevgeniy Onegin

Pilatus'a Göre İncil

Hegemonyadan İmparatorluğa

Unutulan Prenses

Kavalier & Clay

Yurdum Benim Şahdamarım

Entelektüel Tereddüt

Yeter Tenimi Acıtmayın

Çözücü

Beden Sanatçısı

Fatma'yı Ararken

Bitmeyen Vals

Namı Diğer Che


AFRİKA RÜYASI

Radikal Kitap, 25 Mayıs 2001

Che'nin 'hiçbir yerde olmadığı' günler

Che Guevara'nın Küba Merkez Komitesi tarafından 'itinayla' saklanıp ölümünden 34 yıl sonra yayınlanan Kongo günlüğü Türkçede

"Yürüdüğüm yol boyunca kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim," diye yazıyor Ernesto Che Guevara, Kongo'dan ayrılırken... Küba Devrimi'ni zafere ulaştırmada büyük pay sahibi, bütün dünyanın efsanevi gerilla lideri sıfatıyla selam durduğu Che'nin kaleminden süzülen bu cümle hayli şaşırtıcı.

Elimizdeki kitap 'Afrika Rüyası', Che'nin daha ilk cümlesinde aynen belirttiği gibi 'bir başarısızlığın öyküsü'nü anlatıyor. Efsane gerillanın Kongo'da 1965 yılı mart ile kasım ayları arasında tuttuğu bu savaş günlüğü, bir rüyanın, dünyanın başka köşelerindeki devrimci dalgayı Afrika'ya yayma rüyasının, tabir yerindeyse 'kâbus'a dönüşen öyküsüdür.

Che'nin Kongo günleri hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı çizildi ama onun Kongo günlüğü, 9 Ekim 1967 yılında Bolivya'da öldürülmesinden tam 34 yıl sonra eksiksiz olarak yayımlandı. Çünkü Küba Merkez Komitesi tarafından itinayla saklandı bu günlükler. O yüzden 'Afrika Rüyası', Che'nin aniden ortadan kaybolduğu, daha doğrusu öyle bilindiği günlere dair söylentilerle ilgili sır perdesini ortadan kaldırması bakımından önemli.

Che'nin 1960'ların ortasında devlet işlerinden ve diğer faaliyetlerden ansızın çekilmesi dedikodu, yanış haberler ve hayal ürünü olaylardan oluşan bir zincirleme gelişmeye yol açmıştı. Gazeteler, radyo ve televizyon kanalları tarafından tüm dünyada gezdirilen bir hayalet oluvermişti Che. Ölümünden sonra günlüklerinin bir kısmının açıklanması ve hayatta kalan arkadaşlarının ifadesi sonucunda bile o 'hiçbir yerde olmadığı' bir yılda ne yapıp ne ettiği konusunda büyük bir boşluk vardı. Eksiksiz haliyle 'Afrika Rüyası' yayınlanana kadar yazılanlara inanacak olursak Che, Küba'da kapalı bir psikiyatri kliniğinde, Fransa'da Bask ayrımcılarıyla birlikte, ya da firarından sonra Küba'nın bazı sırlarını açıkladığı Las Vegas'taydı. Vietnam'da savaşıyordu ya da bir tartışma sonrasında Fidel Castro tarafından öldürtülmüştü. Che'nin 1965'te Kongo'da olduğuna dair ipuçları 1990'larda Küba gazetelerinde yer aldı ve Gianni Mina'nın Castro'yal yaptığı bir röportaj sayesinde bu varsayımlar nihayet doğrulandı.

Belki kendi vasiyetidir bilemeyiz ama Che, oldukça kapsamlı bir analize tabi tuttuğu Kongo günlüğünün uzun süre sonra yayınlanacağını 'Afrika Rüyası'nın girişinde belirtiyor: "Bu notlar, ben onları dikte ettikten uzun süre sonra yayınlanacak ve büyük olasılıkla yazar (Che), burada söylenenlerin sorumluluğunu artık üstlenemeyecektir. Zaman birçok köşeyi ve törpülenmiş olacaktır ve eğer kitabın yayınlanmasında herhangi bir yarar görülecek olursa yayıncılar, olayları ya da düşünceleri, akıp gitmiş zamanın ışığında aydınlatmak için gerekli gördükleri düzeltmeleri ehil kişilerin yardımıyla yapabilirler. (...) Eğer gerçek saklanması gerekli yada uygunsuz görünürse, suskunluğumu koruyacağım; çünkü düşmanın bilmemesi gereken şeyler vardır."

Ernesto Che Guevara, kendinden sonrakilerin kulağına küpe olsun diye Kongo deneyimine çok büyük önem atfediyor. Kongo'da karşılaşılan zorlukların, az gelişmiş ülkelerin devrimci hareketleri açısından paha biçilmez önemde bir örnek oluşturduğunu, gelecekteki hareketlerin bu deneyimlerden mutlaka yararlanmaları gerektiğini düşünüyordu: "Eğer bu raporun bir önemi varsa, eminim ki bu, devrimci hareketler için yararlı olabilecek yeni deneyimler kazanılmasında yatıyor. Zafer, pozitif deneyimlerin önemli bir kaynağıdır, fakat yenilgi de öyledir. Özellikle de bu kısa öyküye eşlik eden olağandışı koşullar göz önüne alınırsa... (...) Burada ilginç olan şey, Kongo devriminin ve bu devrimin, nedenleri ve özellikleri benim bakış açımla tam olarak ele alamayacağım kadar karmaşık olan çözülüşünün öyküsü değildir; hayır, buradan en ilginç olan şey, mücadele azmimizin çözülme sürecidir."

Peki Che, neden Kongo'ya gitti? Bu sorunun cevabını kendisi şöyle veriyor: "Çünkü önemli olan sadece Yankee emperyalizmine karşı kendini kararlılıkla savunmak değildir; ona kendi üslerinde, dünya egemenliği için ona üs olarak hizmet eden sömürge ve yeni sömürge ülkelerde saldırmak da gerekir."

Che'nin Afrika kurtuluş hareketinin liderleri hakkında "durumlarını pek yorucu olmayan kazançlı bir mesleğe dönüştürmüş ve otellerde rahat bir yaşam süren..." şeklindeki ilk izlenimleri yumuşak bir tabirle 'korkunç' olarak nitelendiriliyor. Efsane gerilla, Kongo'da ulusal düzeyde bir önder olarak sadece Laurent Kabila'yı görüyordu, ki kısa bir süre önce ölen Kabila, Kongo'da en son Cumhurbaşkanı olarak görev yapıyordu.

İlginç bir tesadüf: Kongo'nun bağımsızlığı için savaşan bir 'Afrika efsanesi' olarak nitelendirilen Lumumba'nın öyküsünü anlatan film de sinemalarımızda gösteriliyor. Okuyun, izleyin... Bol Kongo'lu günler!

 

TOP

Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda