Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda


Ayna Korkusu

Dert Yorumcusu

Nadia'ya Sözüm Var

Shakespeare'in Kadını

Ufkun Öte Yanı

Sıraselviler'de Bir Otel Odası

Duygu Sapması

Einstein Ve Tam Güneş Tutulması

Foucault Ve Kaçıklık Kuramı

Baudrillard Ve Milenyum

Derrida Ve Tarihin Sonu

Nietzsche Ve Postmodernizim

Şuşa'ya Sis Çöktü

Yaşar Kemal : Bir Geçiş Dönemi Romancısı

Petros Amca Ve Goldbach Sanısı

20. Yüzyılın Yalnızı: Fernando Pessoa

Yüz : 1981

Salaheddin'in Kitabı

Taşkadın

Küçük Sırlar

Casanova'nın Aşk Mönüsü

Sök Al Bu Kalbi

İnci Gibi Dişler

Afrika Rüyası

Dünya İşleri

Muhteşem Senyora

Kaderimin Efendisi

Yatak Odasında Terör - Marquis de Sade

Ankara-İstanbul Karatreni

Sex And The City

Yevgeniy Onegin

Pilatus'a Göre İncil

Hegemonyadan İmparatorluğa

Unutulan Prenses

Kavalier & Clay

Yurdum Benim Şahdamarım

Entelektüel Tereddüt

Yeter Tenimi Acıtmayın

Çözücü

Beden Sanatçısı

Fatma'yı Ararken

Bitmeyen Vals

Namı Diğer Che


FATMA'YI ARARKEN

Göksel Üldes
Radikal Kitap, Aralık 2003

Bir Filistin öyküsü
'Fatma'yı Ararken', Filistinli bir kadının, Ghada Karmi'nin İsrail-Filistin sorunu çerçevesinde kaleme aldığı anılarının toplamı

Büyük mücadelerle yaşanmış küçük hayatlar, elimizdeki bir kitabın sayfaları arasına gizlenir çoğu zaman. Biyografi, otobiyografi ya da anı olsun gerçek yaşamdan hem dem vuran öykülere dindiremediğimiz bir merak duygusu eşlik eder hep. Sıradan ayrıntıların şaşırtıcılığı müdür, 'İşte hayat böyle' diyebilmenin bir yolu mudur bilinmez, bu kitaplardan çabuk etkilenir, hemen bitirir, anlatılanların arka planındaki tarihe daha bir yakın hissederiz kendimizi. 'Fatma'yı Ararken' de okuyucuyu bu tür bir okuma sürecine dahil eden kitaplardan. Kitap, Filistinli bir kadının, Ghada Karmi'nin kaleme aldığı anılarından oluşuyor.

İngiltere'nin 1917'de Yahudi halkına Filistin topraklarında devlet kurma hakkının yolunu açan bir deklarasyon yayımlamasıyla başlayıp 1948'de İsrail Devleti'nin kurulmasıyla hızlanarak gelişen İsrail-Filistin sorunu, o günlerden bu yana dünya politik gündeminde ön sıralarda yer alan ve bir türlü son bulmayan bir savaşın adı artık. Çözümlenemeyen bu coğrafi hesaplaşma, işgal altındaki topraklardan, mülteci kamplarından ve son zamanlarda intihar saldırılarıyla sarsılan alanlardan seslenen habercilerden duyabildiklerimiz kadarıyla yer alıyor aklımızda. Fakat bu durum, hangi taraftan olursa olsun söz hakkı verilmeden oradan oraya sürülen, yok edilen insanların varlığını unutturmaya yetmiyor ya da yetmemeli. Karmi ailesi de söz hakkı alamayanlardan yanlıca bir tanesi.

Kudüs'te yaşayan Karmi ailesinin şehrin gündelik yaşantısıyla, sıcağıyla, öğle uykularıyla ve geleneksel bir yaşam tarzıyla çevrili dingin zamanlarından kesitler bunarak başlıyor yazar anılarını anlatmaya. Çok geçmeden Filistin'de bir Yahudi Yurdu kurulacağı söylentileriyle aynı zamanda patlamaya başlayan bombalar, önce direnmeye çalışan fakat sonunda ölüm tehlikesiyle burun buruna gelen ailenin, 1948'de İngiltere'ye göç etmesiyle sonuçlanıyor. Yurdundan ayrıldığında henüz 8 yaşında olan Ghada, ailesiyle beraber adapte olmaya çalıştığı bir İngiltere görünümü sunuyor sonrasında. Aile, Yahudilerden kaçarak geldikleri bu ülkede, yine Avrupa'daki Nazi zulmünden kaçarak oraya gelen Yahudilerin bulunduğu bir mahalleye yerleşiyor ki, bu rastlantı bile insanın savaş karşısındaki ironik durumunu anlatmaya yetiyor. Yazar, kitabında merkezinde kimlik arayışlarının yer aldığı bireysel yolculuğuna odaklanıyor. O, küçük yaşta yaşamaya başladığı İngiltere'de, aldığı eğitimin de etkisiyle batı kültürü içinde yetişmiş biridir artık.

Fakat ilerleyen zamanlarda radyolardan artarak duyacağı ölüm haberleri yazarı kendi kimliğiyle bir kez daha yüzleşmek zorunda bırakacaktır. Gelişmelere kayıtsız kalamadığında ifade ettiği üzüntü ve kızgınlık, çevresindeki çoğu İngiliz'in ve Yahudi'nin ırkçılığa yakın duran tepkileriyle karşılanır. Aldığı bu tepki bir anda hep olmaya çalıştığı bir İngiliz olmadığını, olamadığını gösterir Karmi'ye. Bu süreci, 1970 ve 1980'lerde, Filistin Kurtuluş Örgütü'yle ilişkileri ve İngiltere'de kurulan Filistin Derneği'nin çalışmalarını kapsayan bir politik mücadele dönemi izler. Kopmak zorunda olduğu yerlere korkmadan yaklaşmasını sağlayan, ırkçılıktan uzak duran, özeleştiriden çekinmeyen bir mücadeledir bu. Bu mücadele içinde bir sürgün, bir politikacı, bir doktor ve bir kadın olarak Karmi'nin olaylara belli bir mesafeden bakabilmeyi başaran toplumsal gözlemleriniyse es geçmemek gerekiyor. Hem yakın tarihe damgasına vuran bir savaşı öğrenmek hem de toplum içinde şekillenen 'insan'ı daha iyi anlayabilmek için.

Haber kurguları içinde kısıtlı yönlerle kavrayabildiğimiz ülke politikalarının, bambaşka ülkelerde 'öteki' olarak yaşamak zorunda kalanlar için nasıl zor ve onarılmaz sonuçlar doğurabileceğinin bir göstergesi kitapta anlatılanlar. Siz de tahmin edersiniz ki kitapta mutlu bir son yok. Çözümlenemeyen meselelerin coğrafyasında bombalar bugün de hâlâ patlıyor ve yazarın dediği gibi "bu hikâye ne yazık ki burada bitmiyor." Olan biteni anlamaya çalışmanın en iyi yollarından biri de, Ghada gibi cesur bir sese söz vermek. Çünkü her geçen gün öğrenemeyeceğimiz 'bir Filistin öyküsü' daha karışıyor tarihe.

Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda