|
PILATUS'A GÖRE İNCİL
Varlık, Ekim 2003
Pilatis'a Göre İncil
Kim kurbandır kim suçlu?
Öldürenin yaşadığı, ölenden daha mı kolay?
Katil ile maktülü birbirine bağlayan garip bağı açıklamak olası mı?
Eric Emmanuel Schmitt, Kudüs kentinin günümüzden iki bin yıl önceki Romalı Valisi Pilatus'un kişisel serüveninin anlatırken bir yandan da, ve çağların kaderini değiştiren olayı, İsa Peygamber'in ölümünü anlatıyor Pilatus'a Göre İncil'de.
Eric Emmanuel Schmitt, kırk yaşlarında, ana dili Fransızca olan bir oyun yazarı. Dünyanın ünlü oyuncuları tarafından arzulanan tiyatro karakterleri yarattığını söylüyor biyografisi. Eserlerinin otuz ülkede sergilendiğini, roman ve denemeler yazmanın ikinci alanı olduğunu da biliyoruz.
Eric Emmanuel Schmitt, roman karakterlerini ünlü kişiler arasından seçiyor.
Freud, Diderot, Adolf Hitler'den sonra İsa Peygamber de, Schmitt'in diliyle konuşuyor.
Fransa'da 2001'de Yılın Romanı Ödülü
Pilatus'a Göre İncil Türkçe'ye yeni çevrilmiş olmasına karşın, 2001'de Fransa'da Elle dergisi tarafından yılın romanı olarak ödüllendirilmişti.
Doğrusu hakkedilmiş bir ödül olduğunu düşünüyorum bunun. Pilatus'a Göre İncil yazının sınırını, özgürlüğün sınırı olarak algılayıp "söz"ün peşine düşen, sözün derinine giden bir deneme, bir öncü roman.
Felsefenin, psikolojinin ve teolojinin, birbirine değdiği bir noktada, iki trajik kahramanı trajik olanın içinde anlatıyor. E. E. Schmitt.
İkisine de aynı mesafede durarak, maktul İsa'yı da, onu çarmıha gerdiren dolaylı Romalı Vali Pilatus'u kendi ağzından konuşturarak örüyor romanının kozasını.
Ama Hıristiyan dünyasının Şeytan Ayetleri gibi de durmuyor doğrusu roman.
Anahtar sözcük "sevgi", ve yazar, katil Pilatus'u da içine alarak Kutsal Kitap'ın çağrısını başka bir bağlamda yineliyor.
Pilatus'un Yirmi Üç Mektubu
Schmitt'in romanı, çıkış noktalarını hepİncil'den alıyor.
"Yuhanna" İncili'nin girişini, 'her şeyin başlangıcından önce Tanrısal Söz vardı.'1 cümlesini onaylarcasına "söz"ün biçimini, söyleyenini, söyleyenin durduğu yeri değiştiriyor ve yine aynı şeyi söylüyor.
Roman, iki bölümden oluşuyor. "Bir İdam Mahkûmunun Tevkif Akşamı Yaptığı İtiraflar" ve Pilatus'tan Roma'daki kardeşi Titus'a yazılmış yirmi üç mektup.İncil'deki yirmi bir mektup gibi başlıyor bu mektuplar ve Romalı Vali Pilatus'un iç huzursuzluğu, gerilimleri, çatışmalarını anlatıyor.
Romanın iki kahramanı, İsa ve Pilatus eşdeğer ağırlıkta anlatılıyor, yazar tarafından. Ama Pilatus'un mektuplarına ayrılan sayfalar kitabın üçte ikisini oluşturuyor. İsa'nın öyküsünü anlatan bu romanın baş kişisi, aslında onun katili Pilatus'dur da denebilir rahatlıkla.
Her ne kadar tarihe İsa'yı çarmıha yollayan Romalı olarak geçse de Vali Pontiyus Pilatus, anlayamadığı ve yönetemediği olaylar zincirinin ve toplumsal bir eylemin, yeni bir dinin önlenemez yükselişinin altında ezilen kişi olarak çiziliyor romanda.
İsa ve Romalı Vali Karşı Karşıya
Nitekim yazar Schmitt'in anlamaya çalıştığı, suçlamadığı, iç çatışmalarını anlattığı Vali Pilatus, İncil'de de anılıyor ve lanetlenmiyor.
"İsa düşler içinde yüzen, tuhaf bir adamdı ve asla kimseye kötülük etmemiş ve Roma'ya hiçbir zaman saldırmamış iyi bir insandı Onu ölümden kurtarmak için her şeyi yaptım., çünkü ölümünü âdil bulmuyordum. Bu ölüme ancak halkın tercihinden sonra ve herkesin gözü önünde ellerimi yıkayarak razı oldum." diye düşünüyor romanda, Pilatus.
Yazgısı, yabancı bir toprakta, Roma'dan çok uzaktaki Kudüs'te, çözebileceğinin çok üstündeki bir davanın ikinci adamı olma rolünü biçmiştir Vali Pilatus'a.
Pilatus'un HamursuzBayramı geleneği olarak,İsa'yı serbest bırakmak istemesi ama bunu gerçekleştirememesi ve bu haktan katil Barabas'ın faydalanmasından duyduğu sıkıntı, yazar tarafından âdil bir yaklaşımla anlatılır.
Romanın baş kişisi Pilatus, idam kararıyla, İsa'yı çarmıha göndermesiyle toplumun gidiş yönünü farklılaştıran, tarihi değiştiren kişidir, ama kendisinin tarihin kırılma noktasında, merkezinde olduğunun farkında değildir ve bu kararı, onu bir "trafik kahraman" olma derecesine götürmez.
Çünkü, trajik kahraman, "Özgür olarak davranır; özgür olduğunu, isterse başka türlü davranabileceğini bilir.Yıkılma anının yaklaştığını görse de, o, yine kendi yolunda yürür. Başka bir şey yapmaz; çünkü yolunda ona yön gösteren bir şey görür; üstün, yüce bir gereklilik vardır bu yolda; yaptığına inanır trajik kişi: Antigone, İsmene gibi davranabilir. Polyneikes'i gömmeyebilirdi: Brutus Caesar'ı öldürmeyebilirdi; ama onlar, yaptıklarını yapmakla gerekli olanı yaptılar."
Vali Pontiyus Pilatus ise, başka bir iradenin elindeki oyuncudur sadece. Bu rol, ona biçilmiştir ve ona düşen sadece gerekeni yapmaktır. Yapar da... İsa'yı öldürten kişi olarak tarihe geçmektir yazgısı.
İsa'yla Pilatus'un öyküsünden yola çıkan yazar, Romalı valiye başka değer atıflarında bulunmaktadır. İncil'de geçmeyen sadece yazarın kurgusunun ürünüdür. Pilatus'un bu ayrıntılı çizilmiş çehresi. Roman, bu çehrenin ve onun yaşadığı değişimin aynasıdır.
Schmitt'in Pilatus'u, düşünen, soran, sorgulayan, görmediğine inanmayan, ölümden ötesine aldırmayan kişidir.İki bin yıl öncesinden çok çağımızın insanına yakın izler taşır.
Karısıyla konuşurken şöyle düşünür. "Ona karşı çıkıp ölümün ölümden başka bir şey olmadığını, insanın ölümüyle hiçbir şey anlatmadığını, sadece ölüme maruz kaldığını ve onun, büyücüsünün (İsa'nın) ölümünde, yaşamın bitmesinden başka hiçbir anlam bulmayacağını söylemek istiyordum." (sayfa. 81)
Kendini ise şöyle tanımlar:
"Ben gerçeği tanırım; daha da kötüsü ondan kuşkulanırım. Ben, onun her zaman gördüğümden daha çirkin, daha korkunç, daha dolambaçlı, daha çarpıtılmış, daha anlaşılmaz, kandırıcı, intikamcı, çıkarcı, bencil, saldırgan, adaletsiz, değişken, ilgisiz, anlamsız, kısacası, tek sözcükle daha aldatıcı olmasını beklerim. Bu yüzden onun peşinden ayrılmam, onu sürekli izlerim, onun kıçına yapışırım, bütün kötü kokularını ve zayıflıklarını kollarım, sıkıp pis suyunu çıkarmaya çalışırım." (sayfa. 85)
Vali Hem İsa'yı Arıyor Hem Karısını
Gelgelelim, yazarEric Emmanuel'in bu sözlerle tanıttığı gerçekçi Romalı valiyi, içinden kolay çıkamayacağı bir sorun beklemektedir. Hiçbir mantıksal çözümle açıklayamadığı bir sorundur karşısındaki.
Çarmıhta öldürülmesini emrettiği, ölen ve gömülen İsa'nın cesedi yok olmuştur üstelik Kudüslüler onun öteki dünyadan geri geldiğini, kendilerine göründüğünü de söylemektedirler.
İsa'nın tilmizleri ödüllerini almışlardır, çünkü, "İnanç, görmediğine inanmaktır ve ödülü de inandığını görmektir." Ama serinkanlı mantık adamı Pilatus şimdi ne yapacaktır?
Romanın ana çatışması da budur zaten.
Mantıklı ve gerçekçi Romalı Vali yaşadıklarını nasıl açıklamayacak, içsel dengelerini yeniden nasıl kazanacaktır?
Üstelik bilmediği bir şey daha vardır Pilatus'un.
Çok sevdiği karısı, Romalı aristokrat Claudia, İsa'ya inanan ilk kadın Hıristiyanlardan birisidir.
Eric Emmanuel, burada İncil'i bir kenara kaldırır ve Claudia'nın kocasına yazdığı bir mektubu sunar okura. Doğrusu iyi bir sürprizdir bu ve Pilatus'un bundan sonraki yaşayacaklarının da işaretidir.
Bir erkeğin bir kadına duyduğu katıksız bir sevgi karşısında, hangi mantık kuralı dayanabilir ki?
Claudia, İsa'ya inanmaktadır, onun yolundadır ve bir anlamda artık kocasıyla aynı safta değildir.
Claudia, bir kısmını aşağıda alıntıladığımız mektubu yazıp Nasıra yollarına düşer, binlerce Hıristiyan hacıyla beraber.
Çarmıhın altında örtülere sarınmış dört kadın vardı Pilatus. İsa'nın annesi Nasıralı Meryem, iyi yürekliliği ve zekâsıyla İsa'nın yürekten sevdiği eski kibar fahişe Mecdelli meryem, tilmizleri Yuhanna'yla Yakup'un annesi olan ve zavallı Nasıralı'yı kollarından tutup ona destek veren Salome. Ve son olarak da dördüncüsü senin karındı Pilatus. Yardımcılarım dışında kimse beni tanımasın diye kat kat ipek örtülere sarınmıştım.
"şimdi aydınlığa kavuştum. Nasıra olunda beni bul hemen. Seni seviyorum." (sayfa. 190)
Pilatus karısını bulacaktır kitabın sonunda. Onu ararken geçtiği çileli yol ise, içsel bir yolculuğun sancılı duraklarıdır.
İnsanın evrensel gerçeği, sevgiyi arayışıdır bu.
"Hazır olduğunda onu bulacaksın. Sen de çok iyi biliyorsun ki biz bu yolculuğu sadece yollarda değil öncelikle kendi içimizde yapıyoruz." (sayfa 197) diye aydınlatacaktır onu, yollarda rastladığı Mary Magdalene. İsa'nın koruduğu, sevdiği ve ona ilk inananlardan olan Mecdeli kibar fahişe.
Sevginin kutsal buyruğunu yerine getiren, karısı Claudia Procula'yı bulmak için yollara düşen Pilatus da, farklı bir yoldan yükselir, arınmışlar katına.
Pilatus, İsa'yı çarmıha gönderen kararını ikircikli vermiştir, ama sevgili karısının peşinden, 'sevginin ardından' gitmekte bir an bile tereddüt etmez.Umarım İoanna Kuçuradi, burada bir kez daha sözü ona bırakmama izin verecektir.
"Amansız çağımızda kahraman, bunca kin, bunca suç, bunca adaletsizlik, bunca cinayet karşısında, yine de sevginin çağrısına kulak veren, sevgiyi yaşabilen kişidir; kahraman sevgisi sınanırken, bütün güçlükleri yenebilen, bunları yenmekle de amansız çağımızda sevgiyi ayakta tutabilen keşidir."
Mantıklı ve soğukkanlı, her şeyi sebep sonuç ilişkisiyle değerlendiren Pilatus, şimdi yaşadığı değişimi değerlendirmektedir.
"Peki ama ne gördüm? Hiçbir şey. Ne anladım? Yine hiçbir şey. Benim anlama kapasitemi aşan şeylerin olabileceği dışında hiçbir şey. Geçen ay, İsa davasında, gizeme karşı aklı kurtarmaya, ne pahasına olursa olsun, akıl dışı olana varıncaya dek aklı kurtarmaya çalıştım. Ama başaramadım ve anlaşılmazın da var olduğunu anladım. Bu beni biraz daha az küstah, biraz daha az bilgisiz yaptı." (sayfa 21)
"Hiçbir şey" dese de Pilatus'un yaşadığı şey, ve vardığı nokta hiç de az şey değildir doğrusu.
Konumuna ve temsil ettiği değerlere aldırmadan, sevgiyi yitirmemek için verdiği mücadele, onu sıradan insan olma noktasından seçilmiş insan olma çizgisine getirmiştir.
Öte yandan, Celile'de, Nasıra'da, Golgota'da, Beytüllahim'de, Yeruşalem'in kutsal topraklarında geçen roman, okura zaman zaman bir polisiyenin tadını da verir.
Olay ilk elli sayfada olmuş bitmiştir İsa çoktan ölmüştür ama mezarı neden boştur.
Bu ilk elli sayfada yazar, İsa'yı kendi ağzından konuşturur. Kudüs'te ölümü bekleyen İsa'nın hatırlamalarından oluşur bu bölüm.
Vali Pilatus için bir kâbus olan İsrail toprağı, İsa için "Zeytinlikler, çakıllar, yıldızlar ve çobanlar ülkesidir, ambarlardaki samanlar üzerinde hurmaların kurutulduğu, yüreklerin kurtarıcıyı beklerken olgunlaştığı kaygılar ülkesi; portakal, limon ve umut ülkesidir." (s. 1)
Şimdi İsa, sevdiği bu ülkede ölümü beklemektedir.
Bir İnsan ve Eylem İmkânı Olarak"Ölüm"
Ölümü bekleyen herhangi bir idam mahkûmunun kendisiyle hesaplaşmasıdır söz konusu olan.
Korku, kuşku, kaçıp gitmek ihtiyacı. Hem Tanrı'ya sığınma hem de ona sitem etme...
İsa'yı insanlaştırarak anlatır Pilatus. Mesihliğinden bile emin olmayan,Tanrı'sına sığınan, ona yakaran bir adam anlatılır romanının ilk sayfalarında.
Peki, yazar son saatlerinde İsa'ya neler düşündürür?
İki bininci yılda bile, hâlâ hayatın en büyük bilinmezi "ölüm" Schmitt'in kahramanı için de asıl sınavadır.
Ölümü isteyen kahraman, bu eylemiyle ne tür bir "yaşantı ve eylem" imkânı sunmaktadır? diye sorulabilir ki, İsa, bu sorunun yanıtını şöyle vermektedir.
"Birkaç saat sonra benim Rabbim'in bir tanığı mı, yoksa sıradan bir deli daha mı olduğum anlaşılacak.
"Asıl kanıt, tek kanıt ancak ben öldükten sonra ortaya çıkacak. Eğer yanılıyorsam, bunun farkında bile olmayacağım, duyarsız ve bilinçsiz bir biçimde, hiçliğin içinde yüzüyor olacağım. Eğer haklıysam, sevinmemeye çalışacağım ve gelip diğerlerine müjdeli haberi vereceğim.Çünkü haklı da olsa haksız da ben hiçbir zaman kendim için yaşamadım. Kendim için de ölmeyeceğim." (s. 66)
Eyleminin yaratacağı sonucu hiç bilmeden ölümü göze alan, kendini ve inancını ancak ölüm'ün mihenk taşında sınayabilen bir insan anlatılmaktadır bu satırlarda.
Bir insan eylemi olarak "ölümün eylemsizliğine" işaret etmektedir Yazar.
Bu, elbette tartışılabilir, farklı açılardan yorumlanabilir bir "insan imkânıdır" ama iki bin yıl önceki bir olay anlatılmaktadır burada.
Bir İncil Senaryosu
Yazar,Eric Emmanuel Schmitt, romanda,İsa'ya, İncil'de anlatılanları yaşatıyor, neredeyse senaryolaştırıyor, Hıristiyanlığın Kutsal Kitabı'nı.
Cesur, gözü kara, sarıcısı bir roman bu. Edebiyatın, kendi sınırlarını zorlayan yeni bir aşaması.
Sevgi, öldürme, kuşku, korku, inanma, ihanet var baş rolde.
Yazarın Adolf Hitler'i konu alan "La part de I'autre"sinin Türkçesi önümüzdeki günlerde elimizde olacak ve eminim ki yine sarsıcı bir okuma deneyimi olacak.
Pilatus'a Göre İncil, Nermin Acar'ın Türçesiyle ulaşıyor okura.
Henüz yirmi üç yaşında genç bir çevirmen Nermin Acar, ama kitabın ruhuna uygun bir dil bulmayı başarmış.
Kolay okunan ama çok düşündüren bir kitap doğrusu Pilatus'un öyküsü.
Türk okuru için bilgilendirici de.
|