Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda


Ayna Korkusu

Dert Yorumcusu

Nadia'ya Sözüm Var

Shakespeare'in Kadını

Ufkun Öte Yanı

Sıraselviler'de Bir Otel Odası

Duygu Sapması

Einstein Ve Tam Güneş Tutulması

Foucault Ve Kaçıklık Kuramı

Baudrillard Ve Milenyum

Derrida Ve Tarihin Sonu

Nietzsche Ve Postmodernizim

Şuşa'ya Sis Çöktü

Yaşar Kemal : Bir Geçiş Dönemi Romancısı

Petros Amca Ve Goldbach Sanısı

20. Yüzyılın Yalnızı: Fernando Pessoa

Yüz : 1981

Salaheddin'in Kitabı

Taşkadın

Küçük Sırlar

Casanova'nın Aşk Mönüsü

Sök Al Bu Kalbi

İnci Gibi Dişler

Afrika Rüyası

Dünya İşleri

Muhteşem Senyora

Kaderimin Efendisi

Yatak Odasında Terör - Marquis de Sade

Ankara-İstanbul Karatreni

Sex And The City

Yevgeniy Onegin

Pilatus'a Göre İncil

Hegemonyadan İmparatorluğa

Unutulan Prenses

Kavalier & Clay

Yurdum Benim Şahdamarım

Entelektüel Tereddüt

Yeter Tenimi Acıtmayın

Çözücü

Beden Sanatçısı

Fatma'yı Ararken

Bitmeyen Vals

Namı Diğer Che


YAŞAR KEMAL, BİR GEÇİŞ DÖNEMİ ROMANCISI

Turgay Fişekçi
Cumhuriyet

Yaşar Kemal'in yazarlığı üstüne yazılmış inceleme kitaplarından ilki Fethi Naci'ninki olmalı (Yaşar Kemal'in Romancılığı). Bir de Fransa'da yayımlanan "Anka" dergisinin bir özel sayısı dilimize çevrilip kitap olarak yayımlanmıştı: Yaşar Kemal'i Okumak. Şu günlerde böylesi inceleme kitaplarının bir yenisi Nedim Gürsel'den geldi: Yaşar Kemal, Bir Geçiş Dönemi Romancısı, Everest Yayınları.

Nedim Gürsel, Paris'te CNRS'de (Fransız Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi) çalışıyor. Böylesi araştırmalar yapmak, onun görevlerinden biri. Geçmiş yıllarda yayımlanan Nâzım Hikmet ve Geleneksel Türk Yazını adlı oylumlu çalışması da onun ne denli iyi bir araştırmacı olduğunu kanıtlamıştı. Yaşar Kemal, Bir Geçiş Dönemi Romancısı'nda, yazarın çeşitli dönemlerdeki ürünlerini irdeleyen beş inceleme ile, bir gezi yazısı ve Yaşar Kemal'le yapılmış otuz sayfalık bir konuşma var. "Yaşar Kemal'in Coğrafyası" adlı gezi yazısıyla açılıyor kitap. Yaşar Kemal'in doğduğu Hemite Köyü'ne ve yapıtlarına kaynaklık eden Çukurova'ya yapılan bir yolculuk sırasındaki izlenimlerle yazarın dünyasına bir ilk adım, atması sağlanıyor okurun.

"Bir Geçiş Dönemi Romancısı" adlı inceleme, Yaşar Kemal romanları içinde özel bir yeri olan Akçasazın Ağları dizisini oluşturan Demirciler Çarşısı Cinayeti ve Yusufçuk Yusuf romanları ile tarihsel gelişim arasındaki ilişkileri inceliyor. Çukurova'nın 1850'lerden 1950'lere dek yüz yıl süren kapitalistleşme sürecinin insanı ve doğayı nasıl değiştirdiği, bu olgunun yazarın yapıtlarına nasıl yansıdığı anlatılıyor.

"Çocukluk: Yitik Cennet" adlı çalışma ise Yaşar Kemal'in Kimsecik üçlemesini oluşturan Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı ve Kanın Sesi adlı yapıtlarına yazarın özyaşamöyküsüyle ilişkileri bakımından yaklaşır. Yazarın çocukluk dünyasının bu romanlarda aldığı biçim, bir yandan duygusal bir coğrafya anlatımı öte yandan ise psikolojik derinliklerle çok boyutluluk kazanır. "Köroğlu Destanı ve Yaşar Kemal" adlı inceleme ise, bu destanın Yaşar Kemal'in çeşitli yapıtlarına nasıl yansıdığına "metinlerarası ilişkiler" yaklaşımlar getiriyor. "Ağıtlar" başlıklı incelemede ise halk edebiyatımızdaki "ağıt" geleneğinin çağdaş romancımızın ürünlerinde nasıl kullanıldığı irdeleniyor. Kitapta tek bir romanın konu edinildiği inceleme olarak yalnızca "Deniz Küstü" başlıklı yazı görülüyor. Bu yazıda, aynı adlı romanın Yaşar Kemal yapıtları içinde İstanbul'u anlatan bir örnek olması nedeniyle ayrıksılığı ve bunun getirdiği dil ve anlatım sorunları tartışılıyor. "Yaşar Kemal'le Söyleşi" başlıklı uzun konuşma, kitaptaki incelemeleri ve onun da ötesinde yazarın bütün yapıtlarını ve dünyasını daha iyi anlamamızı sağlayan bir kılavuz niteliğinde.

Söyleşide bir yandan "Sözlü gelenek çağdaş bir yazar tarafından nasıl kullanılıyor ve nasıl modern bir yazıya dönüştürülüyor" konusu, öte yandan da "toplumsal değişmeyle romanları arasındaki türdeş ilişki" işleniyor. Yanı sıra, nasıl yazar olunur sorusundan, roman tiplerine, dünya edebiyatının büyük yazarlarının değerlendirilmesine dek bir dizi çok ilginç açıklamalar okuyoruz. Hem Yaşar Kemal'in zengin romancı dünyası karşısında bir kez daha şaşırıyoruz, hem de bu büyük yazarımızın yapıtlarını türlü boyutlarıyla anlamaya biraz daha yaklaşıyoruz.

Bu kitabın bir çağrışımı da şu oldu: Elli iki üniversitemiz var. Hemen hepsinde Türk dili ve edebiyatı bölümleri var. Bu bölümlerde çalışan yüzlerce bilimadamımız var; çalıştıkları yirmi beş otuz yıl boyunca işleri araştırma yapmak olan. Neden üniversitelerimizden çağdaş edebiyatımız üstüne araştırmalar, incelemeler çıkmıyor? Üniversiteler mi üniversite değil? Bilim adamlarımız mı bilim adamı değil? Hangisi?

.....

Esra Aliçavuşoğlu
Cumhuriyet

Nedim Gürsel, bu kez bir romanı ya da hikâye kitabı ile değil, Yaşar Kemal'in yapıtlarından bazılarını ele alan incelemesi 'Yaşar Kemal Bir Geçiş Dönemi Romancısı'başlıklı kitabı ile okur karşısında. Gürsel kitabında edebiyatımızın önemli yapıt taşlarından biri olan Kemal'i, yapıtlarının temel izleği olan Çukurova bağlamında inceliyor. Kitapta, Yaşar Kemal'in kimi yapıtları üzerine incelemeler ve yazarla yapılmış bir söyleşi de yer alıyor. Everest Yayınları tarafından yayımlanan 'Yaşar Kemal Bir Geçiş Dönemi Romancısı'adlı kitap önümüzdeki günlerde Fransa'da da yayımlanacak. Gürsel, kitabın Fransızca basımının Yaşar Kemal'in romancılığının yurtdışında da aydınlatılması açısından önemli olacağı görüşünde. Ayrıca, Nedim Gürsel'in Paris Yazıları'nın ikinci cildi önümüzdeki günlerde okurlara sunulacak. Nedim Gürsel'in bundan sonra üzerine araştırma yapmak istediği isim ise Sait Faik.

Belli bir okur kitlesine sahip bir yazarın bir diğer kült yazarı incelemesi ülkemizde çok sık rastlanan bir olgu değil. Bir yazarın kaleminden yine önemli bir yazarı anlatmak hangi düşüncenin ürün?

Yaşar Kemal'in roman dünyası çok önceden beri beni çekmiştir. Özellikle Çukurova'nın doğasını büyük bir lirizmle anlatan betimlemelerinden çok etkilendim. Henüz çocuk denecek yaşlarda bile bu dünya çok abartılı, çok olağanüstü gelmiştir bana.

Kitabın çıkış noktasını sanırız sizin Çukurova'ya yaptığınız bir gezi oluşturuyor değil mi?

Evet ama burada amaç, Yaşar Kemal'in coğrafyasını keşfetmek ve romanlarında anlattığı toprakların gerçekten benim algıladığım şekliyle karşılaştırmaktı. Bu da, bir yazarın dünyasına bir başka yazarın dünyasından yaklaşmak oldu. Ama kitabın diğer bölümleri; Akçasazın Ağaları'nı, Ağıtlar'ı ve yazarın otobiyografik üçlemesini ele alan bölümlerde kendi romancılığımı unuttum ve araştırmacı yanımı öne çıkardım. Bu bölümlerde Yaşar Kemal'in romancılığını eleştirel ve çözümleyici bir yöntemle ele almaya çalıştım.

Ülkemizde eleştiri kurumunun çok gelişmediği bir gerçek. Yaşar Kemal üzerine bu kitabı yazarken nasıl bir metot izlediniz?

Bu kitap monografik bir çalışma değil. Yaşar Kemal'i tüm kitapları genelinde değil, kesitleriyle ele alıyorum. Çukurova yolculuğu dışındaki bölümleri önce Fransızca kaleme almıştım. Buradaki metodum daha çok bir geçiş dönemi sorunsalı açısından Yaşar Kemal'e bakmak olarak açıklanabilir. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Marshall Yardımı ile gelişen ekonomik ve toplumsal değişmenin Yaşar Kemal'in romancılığının eksenlerinden biri olduğunu düşündüm. Bu süreç içinde değerler sistemi çöküyor, yeni bir dünya oluşuyor. Ancak Akçasaz'ın Ağaları'nda iki toprak beyi eski değerlere, sisteme bağlı kalıyorlar.

Bu da sizi, Lukacs'ın problematik kahraman olarak tanımladığı yere götürdü...

Evet... Lukacs'a göre roman kahramanı takıntılı olandır. Problematik kahraman tipolojisi açısından baktım Yaşar Kemal'in romancılığa. Bakış açımsa çağdaş bir yazarın sözlü gelenekten nasıl yararlandığı, onu nasıl dönüştürdüğü üzerine oldu. Gerek epik söylem, gerekse folklor ve halk edebiyatı örnekleri, Yaşar Kemal'in romancılığını besleyen kaynaklar. Elbette Köroğlu Destanı'nı kendi açısından yazdığı zaman yazar, hem Anadolu'daki sözlü geleneğe bağlı kalıyor hem de bir yazar olarak kendi metnini üretiyor. Buna biz metinlerarası ilişki diyoruz. İkinci bakış açım da bu oldu.

Üçüncü bakış açısı ise sanırız yazar Nedim Gürsel'in Yaşar Kemal'in coğrafyasına bakışıydı. Değil mi?

Çukurova'nın insanlarını, o doğayı, bir gezi izlenimleri çerçevesinde anlatmayı denedim ama... Yaşar Kemal'in romanlarından yola çıkarak gittim o insanlara. Onun doğduğu köye gittim, o insanlara. Onun doğduğu köye gittik. Birçok romanında söz ettiği Anavarza Kayalıkları'nı, Anavarza Kalesi'ni ziyaret ettik. Romanlarında önemli bir yer tutan pamuk tarlalarının nasıl mısır tarlalarına dönüştüğünü gördük.

Yaşar Kemal'in Çukurova'sıyla Nedim Gürsel'in Çukurova'sı arasında ne gibi farklılıklar var?

Böyle bir coğrafyada doğmak, eğer sizde yazarlık hamuru varsa çok büyük bir şans. Beni çok etkiledi Çukurova gerçeği. Onların folklorları ve gelenekleri bir yazar için yeterli olmasa da besleyici bir kaynak. Orada doğmuş olsaydım kuşkusuz çok etkilenirdim. Örneğin Yaşar Kemal'in doğduğu köyde biriyle tanıştım. "Ben de şairim, Karacaoğlan soyundan geliyorum" dedi ve Emel Sayın üzerine yazdığı bir şiiri okudu. Bir şiir geleneği var ve bu en basitinden bir köylüde bile ortaya çıkabiliyor.

Aslında sizin üslubunuzla Yaşar Kemal'in üslubu arasında önemli ayrışmalar var. Sizi daha çok kentlerin yazarı olarak görüyoruz örneğin...

Kitaplarımda hep kentleri anlattığım doğru. İstanbul hayranı, âşığı bir yazarım. Bu anlamda o topraklar benim kitaplarımda neredeyse hiç yoktur. Belki olmadığı için çok etkilendim ve Yaşar Kemal'i bu denli tutkuyla okudum. Bana ait bir coğrafyadan gelmediği için bu kadar yoğun etkilendim. Kitapta yazarın İstanbul'u anlatan tek kitabı olan Deniz Küstü ile de ilgili eleştirel bir bölüm var.

Siz Çukurova'yı anlatan bir roman yazsaydınız ne tür örtüşmeler ya da farklılıklar olurdu?

Bunu söylemek zor, ben oradan beslenmedim. Ancak Türk halk edebiyatı araştırmacısı olarak bir parça benim duyarlılığıma sesleniyor Çukurova. Oysa Yaşar Kemal'in çocukluğu, delikanlılığı o topraklarda geçmiş ve derinden etkilenmiş. Bense biraz daha köksüz, göçebe bir yazarım. İstanbul'da yaşadığımdan daha fazla Paris'te yaşadım. Ve kitaplarımda da yolculuk izleği öne çıkar zaten. Bu bakımdan Yaşar Kemal'le benzeşmiyoruz. Ben konmaktan çok göçüyorum.

Yaşar kemal'in Deniz Küstü adlı yapıtının dışında eleştirdiğiniz diğer yapıtları neler ya da yazarı hangi bağlamlarda eleştirdiniz?

Akçasazın Ağaları, Demirciler Çarşısı Cinayeti ve Yusufçuk Yusuf toplam 1200 sayfalık bir nehir roman. Çok uzunluklar var. Anlatının organik yapısını bozan bölümler olduğunu düşünüyorum. Bunlara değindim örneğin. Ancak tüm bunlara karşın Yaşar Kemal'in en önemli yapıtıdır. Deniz Küstü hakkında söylediklerim oldukça eleştirel. Ama çoğunlukla yazarın sevdiğim yönlerini öne çıkarmaya çalıştım. Dehayı ön plana çıkaran bir kitap olduğunu sanmıyorum, çözümleyici bir kitap.

Yaşar Kemal'in kitabı okuduktan sonraki yorumu nasıl oldu?

Telefonda konuştuk. Çukurova izlenimlerimi anlattığım bölümü çok beğendiğini söyledi. Pamuk üretimine son verilip mısır ekildiğini öğrenince çok şaşırdı. Çünkü uzun zamandır gitmemiş Çukurova'ya. Bir de onunla yıllar önce yaptığım ayrıntılı bir söyleşi yer alıyor kitapta. O söyleşiyi yayımlamak üzere yapmadığımızı biraz da sitemli bir biçimde dile getirdi. Bence bu, Yaşar Kemal'in yapıtlarını ve kendi iç dünyasını ele veren, açıklayan bir söyleşiydi. Dolayısıyla ondan izin almadan bu söyleşiyi kitaba koydum. Belki ilke olarak çok doğru değil ama okurları düşündüm.

.....

Erdal Doğan
Radikal

"Yaşar Kemal'in Coğrafyası"

Önümüzdeki günlerde roman okurları, kitapçı raflarında hayli ilginç bir çalışmayla karşılaşacaklar. Ünlü bir romancının, yine ünlü bir başka romancımız üzerine yaptığı çalışmayla karşılaşacaklar. Ünlü bir romancının, yine ünlü bir başka romancımız üzerine yaptığı çalışmayı okuma olanağını bulacaklar. Bu kitap Nedim Gürsel'in 'Yaşar Kemal Bir Geçiş Dönemi Romancısı'adlı çalışması. Aslına bakarsanız Gürsel'in çağdaş Türk edebiyatındaki bazı yazarları belli bir sorunsal çerçevesinde inceleme tasarısı çok eskilere dayanıyor. İlk olarak Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde doktorasının bir bölümünü Nâzım Hikmet şiirinde gelenek ve modernizm üzerine yapıyor. Bu çalışmadan yola çıkarak ünlü şairimizin yapıtına yönelik kapsamlı araştırmasını Fransa'da 'Nâzım Hikmet Et La Litterature Populaire Turque'yani 'Nâzım Hikmet ve Geleneksel Türk Yazını'adıyla yayımlıyor. Bu bağlamda Gürsel'in bir diğer çalışmasını geçtiğimiz aylarda Can Yayınları'ndan çıkan 'Aragon-Başkaldırıdan Gerçeğe'oluşturuyor. Yazarın önümüzdeki günlerde çıkacak olan 'Yaşar Kemal Bir Geçiş Dönemi Romancısı'adlı çalışması da, Fransa Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi'ne (CNRS) sunduğu bir proje çerçevesinde oluşmuş. Dolayısıyla önce Fransızca yazılmış bu kitap. Nedim Gürsel, yakında Fransa'da da yayımlanacak kitabında Çukurova'ya yaptığı yolculuk izlenimlerinin yanı sıra Yaşar Kemal'le yaptığı söyleşiye de yer vermiş.

Bu çalışmayı yaparken Yaşar Kemal'in özellikle hangi yapıtlarını temel aldınız?

Bu kitabın, Yaşar Kemal'in tüm yapıtlarını ele alan monografik bir çalışma olmadığını söylemeliyim. Ama kitabın odak noktasını oluşturan bölüm, 'Akçasaz'ın Ağaları'nı yani 'Demirciler Çarşısı Cinayeti've 'Yusufçuk Yusuf'u bir geçiş dönemi sorunsalı açısından irdeliyorum. Bir başka yaklaşım Yaşar Kemal'in genç bir folklor derlemecisiyken Çukurova'da derlediği 'Ağıtlar'dan yola çıkarak, çağdaş bir yazarın sözlü gelenekten nasıl etkilendiğini ele alıyorum. Yaşar Kemal'in otobiyografik üçlemesi 'Kimsecik'de kitabın önemli bölümlerinden birinde otobiyografi ve gerçek açısından inceleniyor. Bu bölümlerin yanı sıra başka yapıtlarına da çeşitli göndermeler var. Özellikle 'İnce Memed've yine bir başka üçleme olan 'Dağın Öteki Yüzü'ne. Yaşar Kemal'in Köroğlu'nun ortaya çıkışı üzerine yazdığı versiyondan hareketle yaptığım araştırma da kitapta yer alıyor.

Yaşar Kemal neden 'bir geçiş dönemi romancısı'?

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Marshall yardımıyla gerçekleşen tarımda makineleşme ve büyük kapitalist çiftliklerin kurulması Adana yöresindeki toplumsal yapıyı çok kısa sürede değiştirdi. Bu noktada beylik düzeninin çöküşü ve eski değerler sistemine bağlı kalan insanın dramı, Yaşar Kemal romanının ana eksenlerinden birini oluşturur. Bu geçiş döneminin yol açtığı karmaşa, Lukacs'ın deyimiyle 'problematik roman kahramanı'nın Yaşar Kemal'de doğuşunun göstergesidir. Dünya roman tarihinde problematik roman kahramanının en belirgin örneği Don Kişot'tur. Çünkü Don Kişot, feodal toplumun çöküş sürecinde şövalye değerlerine bağlı kalan, oluşturmakta olan yeni değerler sistemine ayak uyduramayan bir kahramandır. Tıpkı 'Akçasaz'ın Ağaları'ndaki Derviş Bey ve Mustafa Bey gibi.

Yaşar Kemal romanlarındaki epik söylemi de, bu 'geçiş dönemi'nin konjontürel yapısı içinde mi değerlendirmeli?

Evet ama şunu da eklemeliyim; Yaşar Kemal'in yazısında epik söylem kadar metni baştan aşağı kat eden, kimi romanlarda doğa betimlemelerinde, kimilerindeyse kahramanların konuşma biçiminde belirginleşen bir lirizm öne çıkar.

Peki sizce 'geçiş dönemi'nin tek temsilcisi Yaşar Kemal mi?

Elbette değil. Örneğin Orhan Kemal, 'Bereketli Topraklar Üzerinde'adlı romanında aynı süreci ele almıştır. Daha az tanınan bir yazar, Reşad Enis de bu süreç içerisinde anılabilir bence.

Kitabı hazırlarken nasıl bir yöntem izlediniz?

Bu kitap değişik zaman dilimlerinde yazıldı. Yaklaşım yöntemimi hem kuramsal bir çerçeve hem de izlenimsel bir bakış belirledi, diyebilirim. Bu kitabın kavramsal anahtarı intertextualite'dir (metinlerarası ilişkiler). Bu kavramsal alan, yapısalcı Fransız eleştiri ekolünün bir parçasıdır.

Kitapta Yaşar Kemal'in İstanbul'da geçen tek romanı 'Deniz Küstü'üzerine de bir bölüm var. Siz ise öykülerinizde, özellikle 'Sevgilim İstanbul'da ve kimi romanlarınızda İstanbul'u bir anlatı kahramanı gibi öne çıkarıyorsunuz. Yaşar Kemal'in İstanbul'a bakışıyla sizin İstanbul'a bakışınız arasında ne ölçüde benzeşmeler var?

Sanırım kitabın en eleştirel bölümü de bu olsa gerek, yani 'Deniz Küstü'. Yaşar Kemal, bu romanda büyük kenti tüm karmaşası, sorunları ve güzelliğiyle kendine özgü biçimde anlatıyor. Ama roman kahramanlarından gangster Zeynel, sanki Çukurova'dan, daha doğrusu Toroslar'dan bir megapol ortamına getirilip konmuş eşkıya tipine, bir ölçüde İnce Memed'e benziyor. Ben öykü ve romanlarımda hep, tarihsel boyutu içinde bir İstanbul imgesi oluşturmaya çalıştım. 'Deniz Küstü'deki Selim Balıkçı tipi, Sait Faik'in öykü kahramanlarına daha yakındır. Yaşar Kemal bu romanında yer yer kahramanın dünyasıyla bütünleşmeyen bir bilinç akışı tekniği kullanır. Bana sorarsanız, bir romancı olarak Yaşar Kemal'in asıl dehasını başka romanlarında aramak gerekir.

TOP

Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda