|
NAM-I DİĞER CHE
Ilgın SÖNMEZ
COMMANDANTE CHE GUEVARA!
Meksikalı romancı ve tarihçi Paco Ignacio Taibo II, Guevara'nın günlükleri, röportajları ve diğer kaynakları kullanarak bir siyasi macera hikayesi anlatıyor "Nam-ı Diğer Che"de. "Geçtiği zifiri karanlık yerlerde bile sokak lambasının ışığına rağmen gözleri kör eden" Che'yi...
Kim var ki? Varlığı, kimliği, tarzıyla insanda bambaşka bir dünyaya şiddetli bir özlem yaratan ve aynı anda yaşanan zamanda sürdürülen bürünülmüşlüklerin anlamsız boşluk hisleri yaratmasına sebep olacak kadar güçlü bir ikona dönüşmüş kaç kişi var ki! Kadıköy'de Akmar civarında, Beyoğlu'nda İstiklal'de, Bakırköy'de meydanda üzerinde Che'nin malum kepli fotoğrafının baskısını taşıyan delikanlılar gördüğümde ve yüzlerinde genellikle Che sakallarının ardından bakan üzgün-özürlü-yenik gözlerin cüretsiz öfkesine rastladığımda dünyaya olan inancım yerini her daim inançsızlığa bırakıyor.
Che'ye yönelmek içgüdüseldir. İsyan, içine sindirememe, düzene öfke, uyumsuzluk, uygunsuzluk ve diğer şeyler yol arkadaşlarıyla birlikte artık bir hayal adasının gerçek dünyaya armağanı semboller fotoğrafının namlı yüzlerinden birine, Che'ye temas ettiriyor kafası karışık delikanları. Ama hepsi bu. Sosyal adaletsizliklerden rahatsızdırlar ama aileleriyle birlikte üç öğün yemekler yemeye, aile yataklarında uyumaya, aile evine geç kalmamaya, küpün dışına asla taşmamaya devam ederler. Gidip biryerlerde içmesine bir efkar kadar hadım bir faaliyet yok. Üç odalı aile evlerinin, cadde arası sokaklara yayılmış barların, meyhanelerin, hiç olmadı intiharların isyankarları olmak ağır! Konuşmak serbest ama eylem? Eylem yok. Eylemlilik hallerinden söz ediyor insanlar, kitaplar, dergiler. Ama eylem vakti er meydanı tenhalaşıyor. İnsanın içindeki meydanda bile kimse kalmıyor. Tüm kapılar kapanıyor.
Siyasi romanların Meksikalı yazarı ve tarihçi Paco Ignacio Taibo II'nin Che'ye kitabın ikinci yazarı muamelesi yaptığı çalışması ve Batılı okuyucular tarafından ortalama üç buçuk dört yıldızlık bir beğeniyle karşılanan çalışması "Nam-ı Diğer Che", Commandante Che Guevara'nın yaşamını, kişiliğini, askerliğini, kariyerini, ideallerini, bunları kuşatan gizem ve efsaneyi araştırıyor. 735 sayfalık, tuğla kalınlığında bir kitapla! Bu aralar sık sık telaffuz etmek durumunda kaldığımız politik aktivizm meselesinin bir yazar tarafından sadece yazarak nasıl bir yaşam biçimine dönüştürülebileceğinin kanıtlarından biri olan Taibo'nun geniş bağlantıları sayesinde bugüne kadar ulaşılamamış belgeler, Küba arşivleri, Latin-Amerika devrimciliğinin ikonu Che ile birlikte Meksika'da, Küba'da, Afrika'da, Güney Amerika'da savaşan kişilerle yapılan konuşmalar bu çalışmanın içeriğinin farkını yaratmış. Bir efsanenin insan yüzünü eksene yerleştiren, bunu bir yaşamın karakteristiğini ortaya koyarak yapan Taibo, ironik ve keskin zekalı, utangaç bir Che'ye dikkat çekmiş. Che, 1967'de Bolivya ormanlarında öldürülmüştü. Ve cesedinin fotoğrafı bugün hala aynı kutsal bir mezar gibi net kullanıcıları tarafından düzenli aralıklarla ziyaret ediliyor, bir türbe gibi...
Son yıllarda Che üzerine ona yakın kitap yayımlandı. Buradan hareketle diğerlerinden farklı bir hareket noktasını merkeze alan Taibo, Che'nin özel yaşamını, politik gelişimini, değişen görüşlerini kısa bölümlerle geçmiş. Che'nin politik okumalar yaptığını söyleyen Taibo "Küba'nın da bildiği gibi" diyor "Che, dışarıya adım atmamış bir kasaba entellektüelinden fazlası değildi."Che, uluslar arası bir ikona dönüşen bir öfke savaşçısıydı ve bu onun hayatının anlamıydı diyor Taibo. Kitabın üçte birinde Che'nin Küba'daki komutanlık yılını anlatıyor. Birlikleri savaşlar arasında dinlenirken yorulmak bilmeyen Che, özel kamplarda öfke ve isyan eğitimi veriyordu diyor. Buradaki yaralılara moral dopingliyor, gerillalarını kendi gazete ve radyolarını kurup döndürmeye yönlendiriyordu. Şefkatinden bahsediyor. Mesela dışarda bir saldırı planlanırken o yaralı bir kuş için karışım hazırlıyor. Uzaktan Che'yi seyrederken hülyalı bakışlar öne çıkıyor diyor mesela Taibo. Mahsun ve çekingen, hatta tutuk bir yanı var. Küba hükümetinde çeşitli pozisyonlarda geçen hızlı bir beş yıldan sonra en iyi yapacağını inandığı şeyi yapmak için ayrılan Che'nin başarı ve başarısızlıklarını devrimin hikayesiyle birlikte ama Che'nin sesinin bariz biçimde duyulduğu bir devrim süreciyle birlikte anlatan bir hikaye bu.
Bu arada Taibo bir şeye dikkat etmiş. Ulusal banka yöneticisi, sanayi bakanı, devrimci büyükelçi gibi görevlerde çekilen fotoğraflarda Che'nin bot bağcıkları bağlı değilmiş. Che'ce şeylerden sadece biri. Kitabın girişinde Che için sarf edilen sözlerden biri şöyle: "Bir şeyi yapmak için o şeyi çok sevmek gerekir. Bir şeyi tutkuyla sevmek içinse o şeye deliler gibi inanmak gerekir."Ama Che bile öldü. Cesedi 1996'da isimsiz bir mezarda, öldüğü ormanda bulundu. Artık Küba'da. Latin Amerikalı Che, benzer kayıpların diyarında bizim içimizdeki Ortadoğulu devrimci karakter boşluğunu 'varlığıyla' doldurmaya her zaman devam edecek. Onun dahi 'yolda' öldüğünü bile bile.
|