Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda


Ayna Korkusu

Dert Yorumcusu

Nadia'ya Sözüm Var

Shakespeare'in Kadını

Ufkun Öte Yanı

Sıraselviler'de Bir Otel Odası

Duygu Sapması

Einstein Ve Tam Güneş Tutulması

Foucault Ve Kaçıklık Kuramı

Baudrillard Ve Milenyum

Derrida Ve Tarihin Sonu

Nietzsche Ve Postmodernizim

Şuşa'ya Sis Çöktü

Yaşar Kemal : Bir Geçiş Dönemi Romancısı

Petros Amca Ve Goldbach Sanısı

20. Yüzyılın Yalnızı: Fernando Pessoa

Yüz : 1981

Salaheddin'in Kitabı

Taşkadın

Küçük Sırlar

Casanova'nın Aşk Mönüsü

Sök Al Bu Kalbi

İnci Gibi Dişler

Afrika Rüyası

Dünya İşleri

Muhteşem Senyora

Kaderimin Efendisi

Yatak Odasında Terör - Marquis de Sade

Ankara-İstanbul Karatreni

Sex And The City

Yevgeniy Onegin

Pilatus'a Göre İncil

Hegemonyadan İmparatorluğa

Unutulan Prenses

Kavalier & Clay

Yurdum Benim Şahdamarım

Entelektüel Tereddüt

Yeter Tenimi Acıtmayın

Çözücü

Beden Sanatçısı

Fatma'yı Ararken

Bitmeyen Vals

Namı Diğer Che


FERNANDO PESSOA: 20. YÜZYILIN YALNIZI

Yeni Binyıl Kitap

"Pessoa, zaten Kafka gibi, yalnız, kıdemli ve 'umutsuzluk burcunda yer alan, bir varoluşun acılarına adanmış bir adam olarak tanınmaktan acı çeker"
Eduardo Lourenço

20. yüzyıl Portekiz edebiyatının en büyük ismi olarak anılan şair Fernando Pessoa, hayatta olduğu dönemlerde sadece dar bir edebiyat çevresinde tanınmaktaydı ve bütün ömrü boyunca sadece bir tek kitap yayımlatabilmişti. Ölümünden uzunca bir süre sonra ailesi tarafından Portekiz devletine satılan Pessoa belgelerinin (yazı, mektup ve kendi elinden çıkmış tüm yazılı belgeler) sayısı ise 27.543 idi. Trajedi ve dekadans arasında mekik dokuyan Pessoa, Huzursuzluk Kitabı'nda "Bir yabancı gibi kaybolacağım sislerde," derken, içine kapanık, uzun ve karmaşık bir tarihi yazdığının farkındaydı kuşkusuz. Bu "gizli tarihi" anlamak ve açıklamak için girişilen en başarılı tanımlama Octavio Paz'a aittir: "Pessoa'nın bütün eserleri... yitik kimliğin aranışı."

Kaybolan ben'i arama, onu, Gide, Joyce, Musil'den beri kabul gören modern şairlerin "ben'i arama" çabaları sırasında karşılaştıkları tematik ve formel problemlerin bağlı olduğu alana "fırlatmıştır". Ama Pessoa'yı diğer modern şairlerden ayıran bir özelliği var ki -bu da aynı zamanda onun aşılmasını oldukça güç kılan özelliğidir-, o da, Pessoa'nın "ben'i arama" çabalarını "farklı ben"lerle yapmasıdır. Pessoa bir tinin böldüğü kişileri, o tini bulmak için harekete geçirir. Böyle başlar Pessoa serüveni.

İşte bu nedenle de sadece kronolojik bir çalışma onu anlamaya yetmez. Eserlerini okuyarak da kavrayamayız onu. Özel yaşantısındaki ayrıntılar da onu ele vermezler. Yaşadığı dönemin siyasi ve felsefi akımları ise yetersiz kalır. Peki öyleyse nedir bu labirentten çıkmanın yolu?

Rüstem Aslan, bu sorunun yanıtını bulmak, daha doğrusu yanıta yaklaşmak için yola çıkmış. Pessoa'nın kendisine ve başkalarına ördüğü düğümü çözmenin tek yolunun "dekonstrüksion-rekonstrüksiyon" olduğunu; Pessoa'nın bir bütün oluşturan hayatının, eserlerinin, yaşadığı dönemin felsefi akımlarının, kullandığı takma isimlerin, "benler"inin önce birbirinden ayrılması, daha sonra tekrar bir araya getirilmesi gerektiğini düşünmüş.

Rüstem Aslan'ın bu doğrultuda yaptığı çalışmalar ve Adnan Özer'in bu çalışmalara yaptığı katkılar, Fernando Pessoa: 20. Yüzyılın Yalnızı adlı kitapta buluşuyor okurlarla. Everest Yayınları'ndan çıkan kitap, ayrıntılı bir kronolojiye yer vermesinin yanı sıra, Pessoa'nın felsefi, siyasi ve poetik boyutlarına yöneliyor. Aslan ve Özer, Pessoa'nın cinselliğini de bu boyutlar kadar anlamaya ve anlatmaya çalışıyorlar. Bir arkeolog titizliğiyle yaptıkları kazının her aşamasında bir başka Pessoa, bir başka şair, bir başka yalnız ve münzeviyle karşı karşıya geliyoruz. "Pessoa, görkemli bir kültür ve poetika höyüğü gibiydi," diyor Rüstem Aslan. "Parçaları bir araya getirmek imkânsız gibi görünüyordu. 'Rekonstrüksiyon' gibi genel bir değerlendirmenin imkânsızlığı, önümüzdeki sonuçtu sanki." Bu nedenle de çalışmanın yalnızca "dekonstrüksiyon" olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Tam bu noktada Octavio Paz'ın "Fernando Pessoa: Kendisine Yabancı" adlı denemesi can simidi gibi yazarların imdadına yetişmiş. Kitapta da yer verilen deneme, Pessoa'yı dönemin siyasi ve edebi konjonktüründe bir bütün olarak değerlendirerek, Pessoa ve gölgesini üst üste koymaya çalışıyor. Paz'ın denemesi, kısa yoldan fikir edinmek isteyenler için az rastlanır yoğunlukta bir metin olma özelliğini taşıyor.

Diplomat, denemeci ve Brezilya edebiyatı eleştirmeni Jose Guilherme Merquir'ın "Tulane Konferansı" başlıklı konuşması da bu kitabın temel metinlerinden biri. Pessoa üzerine verilen en geniş konferanslardan biri olan Tulane Konferansı, bu kazı çalışmasına akademik boyut katıyor. Pessoa'nın takma adlarını tanıtan 'Bir İnsan, Çok Hayat', 'Pessoa Sözlüğü', 'Pessoa Albümü', 'Pessoa İçin Söylenenler' gibi bölümler de şairi çözümlemek açısından yeni kanal açıyor.

Kitabın sonunda bulunan "Şiirler' bölümünde Fernando Pessoa'nın çeşitli adlarla yazdığı şiirler yer alıyor. Çevirilerini Adnan Özer ve Rüstem Aslan'ın yaptığı bu şiirlerin bu tarzdaki kitaplar için fazla kapsamlı olduğu yönündeki eleştirilere şöyle yanıt veriyor yazarlar: "Bu kadar 'çok şair' olan bir edebiyat fenomeninin başka bir şekilde karşılanması mümkün değil."


Dalgın ve ötesiz berisiz
Ve de tanımaksızın
Yüzüyorum ölü denizinde
Kendi varlığımın.

Suyu hissettiğimden
Hissediyorum sıkıntıyı...
Görüyorum seni, ey çalkantı,
Hayat-huzursuzluk...
Bana has yelkenler ki...
Çark etmiş dümeni...
İnsan sureti gibi soğuk
Yıldızlı bir gökyüzü.

Gökyüzüyüm ben, rüzgârım...
Gemiyim ve denizim...
Hissediyorum ki ben değilim...
Yadsımak isterim onu.


Fernando Pessoa(Fragmanlar)
Türkçesi: Adnan Özer

'Pessoa hep bir başkasıdır'

Şairlerin hayat hikâyeleri yoktur. Eserleridir onların hayat hikâyeleri. Nitekim bu dünyanın gerçekliğinden kuşku duyan Pessoa da, kendisinin bu dünyada başından geçenleri bir kenara bırakıp, doğrudan şiirine yönelmemi mutlulukla karşılardı herhalde. Pessoa'nın hayatında hiçbir şey olağandışı değildir, şiirinden başka hiçbir şey. Ben zaten "hayat öyküsünün" -ne yazık ki bu can sıkıcı, sevimsiz kelimeyi kullanmadan olmuyor- onun şiirini açıklayabileceğine inanmıyorum; ama bununla birlikte, şiirinin ışığında "hayat öyküsü"nün tekdüze olmaktan uzaklaştığına da inanıyorum. Onun gizemi, adında saklıdır: Pessoa. Bu kelime Portekizce "kişi" anlamında olup, Romalı oyuncunun maskesi olan 'persona'dan gelmektedir. Maske, hayali kişi, hiç kimse: Pessoa. Onun öyküsü, günlük hayatının gerçekdışılığı ile hayalinin gerçekliği arasındaki gidip gelmelere indirgenebilir. Bu hayaller, yarattığı şairler olan Alberto Caeiro, Alvaro de Campos ve Ricardo Reis ile Fernando Pessoa'nın kendisidir. İşte bu nedenle, hayatındaki önemli olayları hatırlamak pek faydasız olmamakla birlikte, bütün olaylarda bir gölgenin izlerinin olduğunu gözden kaçırmamak gerek. Gerçek Pessoa hep bir başkasıdır."

TOP

Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda