"Bizi üzenler cezasını bulurlar Bamjrim. Bulmaları gerekir. Annen bunun için var. Burada kaldı. Seni üzenlere günlerini göstermek için. Kabalığın ve kötülüğün cezasını vermek için." Biliyorum Annecim. Onlara cezalarını vermek zorunda kaldığını biliyorum. Perihan Mağden'in çağdaş bir kült roman haline gelen İki Genç Kızın Romanı'ndan beş sene sonra yazdığı ve şimdiye kadar on iki ülkede yayımlanan romanı Biz kimden kaçıyorduk Anne? yakıcı bir ilişkinin içinde, acı bir sona adım adım ilerleyen bir anne-kızın hikâyesi. Şehirden şehire, otelden otele kaçmak zorunda kalan dünya güzeli bir kız çocuğu ve kendisine hiç benzemeyen eksantrik annesinin bu kaçışları sırasında geçmişlerini saran sırlar, sayfa sayfa çözülen bir sarmalla okur tarafından keşfediliyor. Mağden'in ana temalarından olan anne-kız ilişkisinin çıkmazları, bu romanda yoğun bir sevgi-nefret gelgitinde sürüklenen bir hayat ve çocuğunu tek başına büyüten annenin dramıyla yeni bir boyuta taşmıyor. "Kırık bir kalbin romanı; aynı z ...Devamı
ERICH MARIA REMARQUE'IN ESERLERİ, GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ YENİ BASKILARIYLA ŞİMDİ EVEREST KLASİKLER'DE! Savaşın incittiği insanlara bir ses veren Erich Maria Remarque, bize hatırlattıklarıyla her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar. Savaşın dehşetini, beraberinde getirdiği yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan, çarpıcı bir şekilde dile getiren Remarque, savaşla ilgili bildiğimizi sandığımız gerçekleri sorgulamamızı sağlarken, edebiyatın ne kadar güçlü ve ölümsüz bir kaynak olabileceğini de bir kez daha kanıtlar. Remarque’ın, I. Dünya Savaşı’ndaki bir grup askerin hikâyesini on dokuz yaşındaki bir çocuğun gözlerinden anlattığı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, yayımlandığı günden bu yana, devamı niteliğinde olan Dönüş Yolu’yla birlikte tüm dünyada büyük ilgi görmeye devam etmekte. Canlı çarpışma sahnelerinin yanı sıra savaşın abesliğinin ve askerlerin ıssızlığının vurgulandığı cephe arkası bölümleriyle de okuru içine hapseden roman, Yaşar Kemal’in sö ...Devamı
ERICH MARIA REMARQUE'IN ESERLERİ, GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ YENİ BASKILARIYLA ŞİMDİ EVEREST KLASİKLER'DE! Savaşın incittiği insanlara bir ses veren Erich Maria Remarque, bize hatırlattıklarıyla her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar. Savaşın dehşetini, beraberinde getirdiği yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan, çarpıcı bir şekilde dile getiren Remarque, savaşla ilgili bildiğimizi sandığımız gerçekleri sorgulamamızı sağlarken, edebiyatın ne kadar güçlü ve ölümsüz bir kaynak olabileceğini de bir kez daha kanıtlar. Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un devamı niteliğinde olan Dönüş Yolu, I. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle evlerine dönen bir grup askerin topluma uyum sağlamakta yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Başta aileleri olmak üzere tüm toplumdan kopmuş, ıssızlaşmış askerler gündelik hayatın akışına kapılmakta, askerdeki hiyerarşik ve sosyal düzenin artık geçerli olmadığını idrak etmekte güçlük çekmektedirler. Onca ölüm gördükten sonra yaşamın anlamı ...Devamı
Amerika'da yakın gelecekte bir gün. Müşterilerine ölümsüzlük vaat eden bir şirketin çalışanlarından Lenny Abramov günlüğüne not düşüyor: "Çok Sevgili Günlük, Bugün büyük bir karar aldım: Hiç ölmeyeceğim." Lenny bu kararında çok ciddi, çünkü Eunice Park ile tanıştı ve ona çok âşık. Diğer yandan ülkede işler giderek kötüye gidiyor: Dolar düşüşte, mali kriz kapıda, sokaklar asker dolu, Çin işgal tehditleri savuruyor. Vatandaşlar apparat denilen, sosyal hayatlarını ve hatta varoluş değerlerini belirleyen cihazlarla iletişim kuruyorlar. Özel hayat sona ermiş durumda, paylaşım had safhada. Kokulu ve sağlıksız bulunduğu için artık kimse kitap okumuyor, en sevilen hobi alışveriş. Bu yeni bilişim çağında insanlar çılgınlığa her zamankinden daha yakın... Yeni ve bu kez çok daha korkutucu, çünkü çok daha yakın bir 1984 kâbusu yaklaşıyor. Gary Shteyngart, bilimkurgu romanlarına saygı duruşunda bulunan bu yakın gelecek distopyasında, ustalıklı bir kara mizah ve hiciv örneği yaratıyor. Orta yaşların ...Devamı
Civan, çağdaş edebiyatımızın usta kalemlerinden Müge İplikçi'nin, dar dünyaların akmayan zamanlarını ve o zamanların, içinde biriktirdiği çürümüşlüğü ele aldığı son romanı. Durgun bir su birikintisinin dibinde kendini çoğaltarak varlığını derinleştiren o saklı hayatı açığa vurmaya yönelik bir bakış bu. Bir araştırmacının tüm gizleri aralamasına yarayacak olan o son soruyu sorma çabası gibi bir bakıma. Müge İplikçi, Civan'da bir kız çocuğunun kaçırılması ile bir anda dalgalanan bir kasabanın hayatını sahneye koyduğu kitabında bizi, kasaba dünyasına ait birçok gizemle yüz yüze getiriyor. Bir zamanlar adı efsane gibi anılan ama geçmişi sırlarla örülü bir narkotikçi eskisi polis memuru... Geçmişte yaşanmış bir aşk... Yitirilmiş bir başka evlat... Ve yerlerinden yurtlarından edilmiş, şimdi de bu kasabada artık fazlalık olarak görülen Kürtler... Bir anda alevlenen, en yakınları bile birbirine düşman eden ayrılıklar... Suç ve kimlik kavramlarının en acımasız yüzleri... Müge İplikçi, günümüz T ...Devamı
“12 Eylül askeri darbesi, Türkiye’ye büyük kötülük yaptı. Demokrasi, hukuk, insan hakları ve özgürlüklerin kolunu kanadını kırdı. Demokrasiye aykırı, daha önceki -ve sonraki- darbeler gibi siyasete istikrarsızlık tohumları eken bir deli gömleğini Türkiye’nin sırtına geçirdi. Tank sesiyle uyanmakta bu deli gömleği ancak bazı açılardan, çok fazla derine inmeden anlatılır. Bu durum, habire güncel gerçeğin peşinde koşturan gazeteci için bir alın yazısı da sayılabilir. Demek istediğim şudur: 12 Eylül’ün İttihat ve Terakki’ye kadar uzanan tarihsel kökleri ve bu ülkede ‘askeri vesayet sistemi’nin çerçevesini kalınca çizen niteliğini, geçip giden zamanın izinde daha iyi anlamaya başladım.” ...Devamı