Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda


Ayna Korkusu

Dert Yorumcusu

Nadia'ya Sözüm Var

Shakespeare'in Kadını

Ufkun Öte Yanı

Sıraselviler'de Bir Otel Odası

Duygu Sapması

Einstein Ve Tam Güneş Tutulması

Foucault Ve Kaçıklık Kuramı

Baudrillard Ve Milenyum

Derrida Ve Tarihin Sonu

Nietzsche Ve Postmodernizim

Şuşa'ya Sis Çöktü

Yaşar Kemal : Bir Geçiş Dönemi Romancısı

Petros Amca Ve Goldbach Sanısı

20. Yüzyılın Yalnızı: Fernando Pessoa

Yüz : 1981

Salaheddin'in Kitabı

Taşkadın

Küçük Sırlar

Casanova'nın Aşk Mönüsü

Sök Al Bu Kalbi

İnci Gibi Dişler

Afrika Rüyası

Dünya İşleri

Muhteşem Senyora

Kaderimin Efendisi

Yatak Odasında Terör - Marquis de Sade

Ankara-İstanbul Karatreni

Sex And The City

Yevgeniy Onegin

Pilatus'a Göre İncil

Hegemonyadan İmparatorluğa

Unutulan Prenses

Kavalier & Clay

Yurdum Benim Şahdamarım

Entelektüel Tereddüt

Yeter Tenimi Acıtmayın

Çözücü

Beden Sanatçısı

Fatma'yı Ararken

Bitmeyen Vals

Namı Diğer Che


İNCİ GİBİ DİŞLER

Bekir Tarık
Radikal Kitap

"Siyah-beyaz Londra'nın gerçek rengi"

İnci Gibi Dişler, keyifle okunan, zekice kurgulanmış, akıcı, esprili, yer yer büyük romanların edebi tadını veren ama en çok ta günümüzün batı toplumuna yaklaşımındaki özgünlüğüyle dikkat çeken başarılı bir ilk yapıt.Geçtiğimiz yıl İngiltere'de yayımlandığında büyük bir ilgiyle karşılandı.

"İnci Gibi Dişler" daha basılmadan, Zadie Smith romanın ilk seksen sayfasını yayıncıya götürdüğünde olay haline gelen bir kitap. Birinci sınıf bir romanın, üstelik bir ilk yapıtın böyle yoğun bir ilgiyle karşılanması 'demek ki hala edebiyatın bir değeri var' dedirtiyor insana. Tabi bu aşırı ilginin kitabın değerini azaltabileceği kaygısına kapılmamak da elde değil. Söz konusu ilginin The Guardian Çıkış Romanı Ödülü, Whitbread Ödülü gibi ödüllerle desteklendiğini, yazarı Zadie Smith'in 1975 doğumlu, ailesinin Jamaika kökenli olduğunu ve kitabı yazmaya 21 yaşında başlayıp, üç yılda tamamladığını da belirterek bahsi kapatalım; kitabın içine dalalım.

Sıradan bir İngilizin tüm özelliklerini taşıyan Archie Jones ile Bengladeşli olduğu halde inadına Hindistanlı muamelesi gören Samet İkbal'in İkinci Dünya Savaşı yıllarından başlayan dostlukları, evlilileri, çocukları; Londra'nın kenar semtlerinden Bulgaristan'ın köylerine, 1800'lü yıllardan 2000'lere, Yehova Şahitleri'nden İslami cemaatlere; bitkilerle terapiden gen mühendisliğine uzanan olaylar, insanlar ve hikayeler.. Bazıları 'uçuk' sayılacak kadar sıradışı ve esprili, bazıları bütün insanlarda karşılığı olacak denli 'gerçek' ve hüzünlü.. Onca türlü insanın, bir mozaik zenginliği yerine sadece beyaz İngilizler ile renkleri ne olursa olsun siyah olan siyah olan yabancılara indirgendiği Londra'nın hikayesi 'İnci Gibi Dişler'de anlatılan.

Zadie Smith en başta bunu anlatıyor aslında; çokkültürlü gözükmesine karşın diğer kültürleri reddeden iki yüzlü İngiliz toplumsal yapısını. Bir sosyal bilimci olmayıp yazar olduğu için, yaptığı sorgulama 550 sayfalık kitabının çoğu yerinde doğrudan çıkmıyor karşımıza. Ama 417. sayfada Samet İkbal'in oğlu için taşıdığı kaygıları anlatırken söyledikleri neredeyse kitabın tüm derdini özetliyor :

"Bugünlerde, bana bu ülkeye ayak bastığın anda şeytanla anlaşma yapıyorsun gibi geliyor. Giriş kapısında pasaportunu uzatıyorsun, damgalanıyorsun, biraz para kazanmak istiyorsun, bir işe giriyorsun..ama niyetin geri dönmek ! Kim burada kalmak ister ki ! Soğuk, nemli, berbat bir yer. Kötü yiyecekler, iğrenç gazeteler, kim burada kalmak ister ? Kimsenin seni hoş karşılamadığı, sadece tahammül ettiği bir yerde kalınır mı? Sadece tahammül ettiği..Sonunda evcilleştirilmiş bir hayvanmışsın gibi. Kim kalmak ister?..Ama şeytanla bir anlaşma yaptın..seni ele geçiriyor ve birden dönecek halin kalmıyor, çocuklarını tanımakta güçlük çeliyorsun, artık yersiz yurtsuz birisin."

Bir gurmeydi Casanova. Seyahat ettiği ülkelerin mutfak sanatlarıyla yakından ilgileniyor, gittiği her yerde, tamamlayamadığı Peynir Ansiklopedisi için bilgi topluyordu. Bu nedenle yazılarında, sadece katıldığı muhteşem akşam yemeklerini değil, her ülkeye özgü spesiyaliteleri ve tadı damağında kalan yemekleri de öğreniyoruz.

Marquez tadı veren keyifli anlatımı, Kundera'yı andıran zekice kurgusu, bir kadın olduğu halde erkeklerin dünyasını çözmekteki müthiş başarısı, her satırına yansıyan sabırlı, titiz yazın işçiliğiyle Zadie Smith, bu ilk romanında büyük bir yazar olduğunu gösteriyor.

Varlık Dergisi Mayıs 2001

Gazete bayisindeyim. Gişeye yaklaşan kadından 25 pound istiyor tezgâhtar. Kadının ne almış olabileceğini merak ediyorum. Şöyle bir bakınca, bir paket sigara, bir paket mısır gevreği aldığını ve de piyango oynadığını görüyorum. Epey okkalı bir kupon doldurmuş. Onu kafamda her Cumartesi aynı dükkâna gidip her seferinde daha fazla kolon piyango oynayan biri olarak canlandırıyorum. Önce bir, sonra iki, sonra dört, altı, ta ki yirmi olana ve kazanma şansını yirmi kat artırana dek. Kumarın püf noktası da budur işte: kaybettikçe daha fazlasına oynarsınız, hep aynı umutla: bütün kaybettiklerinizi bir seferde geri kazanmak için. Bu bir tuzaktır: kazanmayı garanti etmek için sınırsız bir para kaynağınız olmalıdır. Ve böyle bir durumda tek ihtiyacınız olan yeterince zamandır. Eğer 18 yaşında yirmi kolon piyango oynamaya başlamışsanız, büyük ikramiyeyi 700 bin yaşında kazanabilirsiniz.

Gazete bayisi, Willesden High Road'da; Kuzey Londra'da, dükkânların ya gazete bayisi yada ayaküstü "ye iç git" olduğu bir yer. Her yerden insan var burada. En dikkat çeken tarafı bir alışveriş merkezi ve bir kütüphane. Willesden, bünyesinde bir merkez barındırmayan bir şehrin parçası. Her şeye kolayca ulaşıp, bir semtten bir semte avare avare dolaşırken, turist rehberlerinde gördüğünüz binaların hiçbirine rastlayamayacağınız Londra'nın bir parçası. Willesden o kadar da "alt" bir semt değil buna karşın. Emlakçı kataloglarında, ikinci sınıf bölgeler kapsamında sayılıyor. Ev fiyatları da 800 bin pound'a dek uzanıyor. İşte Willesden, "İnci Gibi Dişler"in sahnelendiği semt.

Zadie Smith de bir çeşit piyango kazandı sayılır. İki kitaplık bir anlaşma için 250 bin, BBC'nin dizi film teklifinden de 5 milyon pound. Hakkında, romancı bir otobüs şoförünün olsa olsa bir adım ötesindedir, dense abartı sayılmayacak olan Zadie 25 yaşında, yarı-Jamaikalı, yarı-İngiliz, boşanmış bir anne-babanın kızı ve bir Willesden sakini. Cambridge'e gitmiş gitmesine, ama hep bir "hinlik" varmış anlaşılan aklında. Salman Rüşdi İnci Gibi Düşler için "köpürüp taşıyor" diyor. Şampanyayı çağrıştırması ile bir parça yanıltıcı bir ifade olabilirse de, insan kitapta Londralıların, göçmenlerin ve diğerlerinin iki-üç kuşaklık hikâyelerini, kavgalarını, evliliklerini, kısacası bu 550 sayfalık insan cümbüşünü okuduğunda Rüşdi'nin ne demek istediğini daha iyi anlıyor.

Kitabın merkezinde iki "askerlik arkadaşı" var. Biri, Bangladeş göçmeni, Willesden sakinlerinden Samet İkbal. Bengal'deki Sepoy İsyanı7na liderlik etmiş olabilecek veya olmayabilecek olan Mangal Pande'nin torununun torunu. Diğeri Archie Jones. O da Willesden'de yaşıyor. İki kez evlenmiş. Bir zamanlar Olimpiyatın birinde bisiklet müsabakalarında 13. olmuş. Tam anlamıyla iki kanka, İkinci Dünya Savaşı'nda Britanya ordusunda omuz omuza "savaşamamışlar". Çünkü tam cepheye ısındıkları sırada, Bulgaristan'da bir köyde mahsur kalmışlar. Savaşın bittiğinden bile habersiz, oturup yiyip içmişler. Düzenli olarak, tek bir bilardo masasının olmadığı, sahibinin aynı zamanda tek çalışan olduğu (adı Abdül-Mickey, o da bir göçmen, sürekli "müşteri memnuniyetini artırmanın yolları üzerine elkitapları okuyor, ailenin bütün erkeklerinin ismi Abdül olduğu için, peşine bir İrlanda veya İngiliz ismi takarak birbirlerini ayırt edebiliyorlar) O'Connell'ın Bilardo Salonu'nda buluşup sohbet ediyorlar. Samet, Archie'nin hocası bir nevi, gurusu. Doğu ile Batı arasındaki çekişmeye, kültürlerin, İngiliz olmanın olumsuz yanlarına dair attığı nutuklar, biraz saf biri olan Archie'nin kafasını karıştırıp duruyor. Archie yardım edilmeden karar alamayan biri zaten. Cebinde sürekli bir bozukluk taşıyor ve bir karar alması gerektiğinde hemen o bozukluğu çıkarıp yazı-tura atıyor. Kitap da böyle bir yazı-tura ile başlıyor. Histerik İtalyan karısı Archie'yi terk etmiş. Archie arabasının içinde, intihar edip etmeme kararsızlığında: Ve tabii ki yazı-tura. Neyse ki o sırada çevrede bulunan Hintli bir esnaf, orada park etme ve intihar etme izni olmadığını söyleyip engelliyor da, Archie ölümden dönüyor. Archie arabasını çalıştırıyor ve biraz sonra kendisini müstakbel Jamaikalı zenci eşi Clara ile tanıştıracak tesadüflere doğru gaza basıyor. Clara Bowden, fanatik bir Yehova Şahidi olan annesinden nihayet yakayı kurtarmış kapı kapı dolaşıp, 1975 yılında kopacağına inandığı kıyametle ilgili broşürler dağıtmaktan, herkesin üst üste, alt alta yaşadığı komün evlerine kapağı atmış, genç güzel bir kız. Archie ile böyle bir komün evinde tanışıp evleniyorlar. İrie adında bir de kızları oluyor.

Samed'le karısı Alsana'nın ikiz oğulları var. Milat ve Macit. Kitabın ortalarına doğru Samed, oğullarının müzik öğretmeni Popy'ye âşık oluyor. Bu yasak bir aşk ile Müslüman değerlerini bağdaştırma çabası içinde bunalan Samed, oğullarından zeki, çalışkan ve akıllı olanını, yani Macit'i, bozulmuş İngiliz kültüründen uzakta, ulusal ve dini geleneklerle yetişmesi için Bangladeş'e gönderiyor. İşte karısı Alsana ondan sonra Samed'i protesto etmek için, ona "evet veya hayır" şeklinde tek bir yanıt bile vermiyor yıllarca. Samed ona, "Çoraplarım nerede," diye soruyor sözgelimi. Alsana, "Belki çekmecededir, belki de değildir," diye yanıt veriyor.

İlerleyen bölümlerde orta sınıf, liberal ve entelektüel bir İngiliz ailesi olan Chalfenler de dahil oluyor kitaba. Değişik bir ideolojik duruşları var. Sadece kendilerine inanıyorlar.

Murat Uyurkulak

REGGEA TADINDA BİR EDEBİYAT CÜMBÜŞÜ:
İNCİ GİBİ DİŞLER

"Oh be," dedim, İnci Gibi Dişler'i bitirince, "şöyle damakta lezzet, kafada tatlı yorgunluk, yürekte yazım isteği uyandıran bir roman okumayalı nice olmuştu." 'Bu kitap müthiş, şu Zadie Smith harika' diye lafa başlamaktan hiç çekinmiyorum. İş arkadaşım bayan Barış da Londra'dan yeni döndü ve ortalıkta tam bir Zadie Smith fırtınası estiğini anlattı. Doğrudur, dedim, hiç şaşırmadım.

Zadie Smith'in İnci Gibi Dişler'i daha yayımlanmadan olay yaratmıştı gerçi. 21 yaşındaki Zadie kitabın 80 sayfalık kısmını müsvedde halinde Hamish Hamilton Yayınevi'ne götürdüğünde, editörler 250 bin paund (yani 350 milyar kriz lirası) avansı kendisine takdim etmiş, kitabı bitirip gelmesini söylemişlerdi. Oradan bir bomba patlamıştı zaten. Hemen dedikodular başladı. Bu bir reklam stratejisiydi, doğruydu, yalandı, yayınevinin ilgi çekmek için çevirdiği bir filmdi vs. vs... Ama kesin olan bir şey varsa, herkesin ortaya nasıl bir şey çıkacağını epey merak ettiğiydi.

Zadie, üç yıl sonra Cambridge'nin sıradan sıralarında, kasvetli kütüphanelerinde, evinin muhtelif odalarında yazdığı kitabı bitirdi. Kitap 2000'in belli başlı edebiyat ödüllerinin hemen hepsine aday oldu, ödüllerin bazılarını da aldı. Çok nevi şahsına münhasır, şaşırtıcı, çarpıcı, üstelik on beş yaşındaki 'teenager'ların da, 80'lik büyükannelerin de keyifle, kahkahayla okuduğu bir romandı ortaya çıkan. 250 bin pound'u gözünü kırpmadan eren Hamish Hamilton editörleri de 'iyi edebiyattan iyi anlarız' minvalinde, mutlulukla ve kibirle gülümsüyorlardı.

Bu işin magazin kısmı, geçelim. Ortada gerçekten de etrafında kopan kıyameti sonuna dek hak eden bir kitap var. Ben hemen kabaca diyeyim ki, 550 sayfalık bir Mükremin dizisi, sizi daha derinlikli tarafından deyin ki 35 formalık bir Peter Sellers filmi (sözgelimi Being There).

Jamaika kökenli ve 25 yaşında Zadie Smith. İngilizce edebiyatta Salman Rüşdi'ler, Anita Desai'ler, Jhumpa Lahiri'lerle iyice derinleşen bir Anglo-Hint varyantı var ve iyi bilinir. Şimdi ise Zadie, sadece İngilizce edebiyatta değil, tüm dünya edebiyatında dinç, renkli ve etkileyici bir 'Anglo-Karayip' rüzgârının eseceğinin habercisi... İnci Gibi Dişler'de Karayiplerin tüm eğlencesini, hızını, komedisini yansıtıyor Zadie Smith. Adeta edebiyatta bir 'reggea' tonu yaratıyor. Zaten kendisine çocukken ne olmak istediği sorulduğunda, 'step-dansçısı' diyor. Hani şu Fred Astaire, Gene Kelly gibi dançsıların, ayakkabılarının topuklarını yere vurarak yaptıkları dans... Zadie, İnci Gibi Dişler'i de, sahnede step-dans yapan 9 yaşındki bir Shirley Temple performansı olarak tanımlıyor.

Londra'nın kenar 'mahallelerinde' yoğunlaşan etnik azınlıkarın, göçmenlerin renkli yaşantısını, okuyanın ağzında, her 'kendi üslubunu yaratan' metin gibi, belirgin tat bırakan bir dille anlatıyor İnci Gibi Dişler. Ortalama İngiliz'in tüm özelliklerini taşıyan, azıcık da saf ve aptal olan Archie Jones ile Bangladeş göçmeni, Müslümanlığı ile Batılı yaşamı arasında gidip gelen Samet İkbal'in İkinci Dünya Savaşı yıllarından başlayan dostlukları, evlilikleri ve çocukları... Çocuklar yüzünden Jones ve İkbal'in hayatlarına büyük etkisi olan orta sınıf entelektüel İngiliz ailesi Chalfenler, Londra'nın kenar semtlerinden Bulgaristan'ın köylerine, 1800'lü yıllardan 2000'lere, Yehova Şahitleri'nden Müslüman tarikatlara uzanan olaylar, insanlar ve hikâyeler... Tam bir cümbüş kısacası... Zadie'nin en dikkat çeken yanlarından birisi de erkekleri kadınlar, yaşlıları da gençler kadar rahatlıkla ve beceriyle anlatması. Mizahi, muzip, yer yer muzır üslubuyla okuyucuları çarpan, ayrıca rahat ve uçuk anlatımına karşın yaratmayı başardığı derinlikle eleştirmenleri şaşırtan Zadie Smith'i, yeni bir fenomen olarak gösterenlerin sayısı da hiç az değil.

Zadie, İngiltere'de sadece kadın yazarlara verilen Orange Ödülü'nü When I Lived in Modern Times'ın yazarı Linda Grant'a kaptırdı. İnci Gibi Dişler, daha sonra İngiltere'nin prestijli ödüllerinden Whitbread'in de finalistleri arasındaydı. Frankfurt Kitap Fuarı'nda, internet kitapçılığı endüstrisini desteklemek için verilen E-kitap ödülü İnci Gibi Dişler'e gitti.

Aldığı, alamadığı ödüllerle gündemden inmeyen Zadie Smith, asıl büyük bombayı, BBC İnci Gibi Dişler'i dizi film yapmak için kendisine 5 milyon pound ödeyince patlattı. Kitap daha sonra Guardian gazetesinin ilk kez verdiği "Yılın En İyi Çıkış Yapan Kitabı" ödülünü, ardından da geleneksel Britanya En İyi İlk Kitap Ödülü'nü aldı.

"İnci Gibi Dişler"...Gerçek bir edebiyat olayıyla tanışmak isteyenlere hararetle önerilir.

.....

TOP

Yerli Yazarlar Yeni Çıkanlar Katalog Bülten Tanıtım ve Eleştiriler Okur Görüşleri Haberler Hakkımızda